Yapım Tarihi - Şubat 2017
Süre - 00:11:34
Format - Kurmaca, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Zabit Karaköse
Yazan - Zabit Karaköse
Ses ve Işık - Emre Ünal
Kurgu - Zabit Karaköse
Müzik - Yedi Karanfil
Oyuncular - Koray Karaduman, Gülşah Akbulut, Nurullah Güzelyurt, Nuray Karaköse,
Ekrem Girgin, Şevket Girgin
Çekim mekanı - Kütahya-Sofular Kasabası
Yıllardır köyüne gelmeyen Cemal'in köyüne geldikten sonra bazı olaylara tahammül
edemeyip tekrar geri dönüşünü anlatan kısa metrajlı bir film...
(The Cherry Blossoms)
After coming to the village of Cemal who has not come to the village for years,
a short film about the return...
Kaynak
Zabit Karaköse
KİRAZ ÇİÇEKLERİ (Kısa Film-2017) - Zabit Karaköse
Filmimiz yol sahnesiyle başlamakta. Her filmin kaderidir bir yolu işlemek, ele
almak. Birinin ya da birilerinin çıktığı yol. Bazen kendi içine yolculuktur bu
bazen karşısındaki insanı anlamak adına çıkılan yolculuktur. Yolculuk, bir
hikâyenin vazgeçilmez unsurudur yani. Ve hikâyede başkarakter olan Cemal bir
yolculuğa çıkıp filmi izlerken de anlayacağımız gibi otobüsle memleketine
dönmüştür. Tolstoy’un dediği gibi tüm muhteşem hikâyeler iki şekilde başlar: ya
bir insan bir yolculuğa çıkar; ya da şehre bir yabancı gelir. Bu kısa filmde
ikisi de var ama tek bir farkla; Şehre bir yabancı değil o şehrin yerlisi olan
biri geri gelmiştir ve karşılaşacağı yabancı, uğruna geldiği aşkından edecektir.
Cemal dönmüştür, gidiş sebebi kırık bir aşk hikâyesidir. Yan yana geçerler bir
sahnede bu eski sevdalılar birbirlerinin yanından ve birbirlerine ancak yan yana
geçtikten sonra göz göze gelmeyecek bir şekilde bakarlar. Sevdiği kadın gebedir,
yani sevdiğinin evlenmesi sonucu Cemalin memleketini terk ettiğini anlarız. Ama
bu duruma rağmen ‘umut’ dediğimiz şey Cemalin geri dönmesine engel değildir,
hala cüzdanında fotoğrafını taşımasına da.
Filmde kasabayı görmekteyiz zaten. Küçük, herkesin birbirini tanıdığı şu sıcak
kasabalardan. Büyük ihtimal Cemal, sevdiği Zeynep’in evlendiği kişiyi ya
tanıyordu ya da tanımasa da o kasabada yaşadıkça tanıyacaktı. Ne arkadaşlarının
tavsiyeleri, ne sevdiğinin evlilik durumu bu aşka umut beslemeye engel değilken,
bir gebelik durumu tüm umutlarını öldürmeye gebeydi aslında. Tüm tanıdıklarının
vazgeçiremediği şeyi hiç tanımadığı, yabancı bir bebek yapıyor. Üstelik hiç
konuşmadan, hiç diretmeden. Usulca kendini göstermesi yetiyor Cemalin gidişine.
Kasabadan arkadaşlarıyla vedalaşıp ayrılıyor, bu kez harbiden gidiyor Cemal hem
kasabadan hem bu aşktan. Gidiyor ve öldürüyor aşkını. Bunu son sahnede gidiş
yolunda, sevdiğinin fotoğrafını cüzdanından çıkarıp atmasından anlıyoruz.
Kiraz Çiçekleri bize güzel şeyler fısıldıyor aslında, izlerken kulağıma
çalındılar. Bir umudun acı şekilde son buluşu çalındı. Her gidiş, gidiş
değildir. Bazen esaslı bir gidiş için esaslı bir geliş lazımmış, bu çalındı. Ve
en önemlisi güçlenmek için vazgeçmeyi bilmek gerekmiş, sorgulamadan gitmek
demekmiş.
Müzik ise bizi hüzünlendirirken içimize umut tohumları eken cinstendi. Tıpkı
genel olarak filmin genel hattı gibi. Karşılaştıkları o sahnede, önce kızı ve
Cemali gördüğümüzde izleyici olarak bizler de umutlandık. Belki bir göz göze
geliş, belki bir cesaretle konuşma güzel şeyler başlatabilir dedik. Tabi o
sahneden Zeynep’in karnına geçince Cemal’le birlikte bizimde umutlarımız söndü.
Anladık ki göz göze gelmeyecek, anladık ki konuşmayacak ve gidecek, bu kez
sahiden gidecek ve dönmeyecek.
Emine Karataş
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi
İletişim Fakültesi
Radyo Televizyon ve Sinema