1. Buenos Aires Bağımsız Türk Filmleri Festivali
1. Festival de Cine Turquia
21 - 27 Şubat 2013
Düzenleyen
Arjantin Ulusal Film Enstitüsü İNCAA
Buenos Aires Türkiye Büyükelçiliği
Türk Hava Yolları
NH Hotels
Asi Film Yapımcılık
Festival Direktörü
Ali Taylan, Serdar Vardar
http://cineturco.com/tr
Av. Dr. Honorio Pueyrredón 906, C1405BAT CABA
http://serdar132.wixsite.com/cineturco/copy-of-inicio
BACT FİLM FESTİVAL 2013
Türkiye Filmleri Festivali 1. yılını 21-27 Şubat 2013 tarihleri arasında ArteCinema salonunda gerçekleştirdi. Hem
Türkiye'de hem de uluslararası alanda kendini kanıtlamış iki çok önemli yönetmeni ağırladık: Zeki Demirkubuz ve Hüseyin
Karabey. Filmlerinin gösteriminden sonra iki yönetmen de soru cevap kısmında salonda bulunup, festivale büyük bir ilgi
gösteren Arjantin'li seyircilerin sorularını yanıtladılar.
Festivalin kapanış gecesinde "Sonidos Turquesas" (Turkuaz Sesler) adlı grup Türk Klasik Müziğini jazz ritimleri ile
harmanlayarak festivale gelenleri adeta büyüledi. Festival ilk yılında INCAA (Arjantin Ulusal Sinema ve Audiovisual
Enstitüsü), Türk Hava Yolları, NH Hotels ve Asi Film tarafından desteklendi.
Festivalimizin amacı, Türkiye Sinemasını Arjantin ve Latin Amerika'da tanıtmak. Buenos Aires yüzde olarak dünyada en çok
sinema öğrencisi barındıran şehirlerden bir tanesi. Böylesine muazzam bir ilginin olduğu bir şehirde, özellikle son 10
yıldır çok daha başarılı işler yapan Türkiye Sinemasını layikiyle tanıtmak için gönüllülük esasına dayanarak kollarımızı
sıvadık.
ÇOGUNLUK
SEREN YÜCE
Mertkan'ın hayatı basittir; babasının inşaatlarının getir götür işlerine bakar, arkadaşlarla alışveriş merkezlerinde
sağı solu keser, arabayla turlar. Bu basitliğe bir anlam bulmak için pek de hevesli değildir. Ne zaman ki Gül ile
tanışır, boşluğu ve basitliği değerlendirmek için bir fırsat çıkar karşısına. Ancak babası Gül'ün kökenleri konusunda
şüphecidir. Hayatta ayrımcılıkla karşılaştığı ilk anda ona teslim olan Mertkan, çoğunluğa uyar, babasının kendisi için
çizdiği yolda hayatına bir anlam bulur.
ANADOLUNUN KAYIP ŞARKILARI
NEZİH ÜNEN
Antik kültürleri, imparatorlukları, mitolojileri ve yaşanmış görkemiyle dünyada eşi benzeri olmayan Anadolu'nun 10 bin
yılı aşan bir geçmişten kalma egzotik mekanları ve insanları arasında yaşanan bir müzikal yolculuk. Anadolu'nun Kayıp
Şarkıları, bir müzikal-belgesel olarak belki de türünün ilk örneği: Anadolu halkının kendi mekanında ve provasız
kaydedilen otantik performansları, 20 benzersiz şarkı halinde yeniden düzenlenirken bazıları ise orijinal halinde
bırakıldı. Bu yolculuk, müzik ve kültürün nasıl olup da hayat, coğrafya ve çalışma ortamından türediğini gözler önüne
sererken, Anadolu'nun zengin kültürleri de müzik, dans ve ritüeller temelinde keşfediliyor
GİTMEK :BENİM MARLON VE BRANDOM
HÜSEYİN KARABEY
İstanbul’da yaşayan tiyatro oyuncu Ayça ile Kuzey Iraklı tiyatro oyuncusu olan Kürt kökenli Hama Ali, Türkiye’de çekilen
bir sinema filminin setinde tanışırlar ve birbirlerine aşık olurlar. Filmin çekimleri sona erdikten sonra Hama Ali
Irak’a, Ayça ise İstanbul’daki normal yaşamlarına geri dönemek zorunda kalırlar. Irak’a Amerika Birleşik Devletleri'nin
saldırmasıyla iki sevgilinin birbirlerine ulaşmaları adeta olağanüstü bir hal alır. Ailesi, tiyatrodaki arkadaş çevresi
ve kendisiyle mücadele etmek zorunda kalan Ayça, herkes Irak’tan savaş nedeniyle kaçmaya çalışırken Hama Ali’ye ulaşmak
için tersine bir yolculuğa çıkar.
TAKVA
ÖZER KIZILTAN
Kendi halinde, oldukça mütevazı bir yaşam süren Muharrem, dini inançları çok kuvvetli bir insandır. Öyle ki, gece gündüz
sürekli ibadet etmekte, cinsellikten uzak, içine dönük bir hayat yaşamaktadır. Bütün bu özellikleri, çevresindeki
insanlar tarafından büyük bir güvenilirlik kazanmasına neden olur. Bu durum, varlıklı bir tarikat şeyhinin dikkatini
çeker ve Muharrem’in güvenilirliğini, tarikatın sayısız mülkünün kiralarının toplanması için kullanmaya karar verir.
Birdenbire bambaşka bir dünyanın içine giriveren Muharrem için sahip olduğu değerler yavaş yavaş sarsılmaya başlar.
Modern dünyanın içinde bulunduğu karmaşa, onun yıllardır alışık olmadığı kadar yıpratıcıdır. Ama işin kötüsü artık o da,
bu dünyanın getirilerinden kendini uzak tutamaz.
UNUTMA BENİ ISTANBUL
Hüseyin Karabey'in yönetmenliğinde, Sevil Demirci ve Emre Yeksan'ın yapımcılığında ve uluslararası platformda başarılar
kazanmış 7 yönetmenle çekilen 'Unutma Beni İstanbul', İstanbul’un geçmişinin yalnızca mevcut Türkiye halklarına ait
olmadığını hatırlatmak amacıyla bir araya gelip yaptığı altı kısa filmden oluşuyor. Her biri 15’er dakika uzunluğundaki
bu kısa filmler, yönetmenlerin kendi hayatlarından ya da tanık oldukları birinin hayatından hikâyeleri konu alıyor.
Boşnak oyuncu Alma, orta yaşlı çift Dragan ve Ana, Vangelis, Martha ve Armenak. İstanbul’da olma sebepleri birbirinden
farklı olan bu insanları kentin kozmopolit tarihi bir araya getiriyor.
YERALTI
ZEKİ DEMİRKUBUZ
Karanlık filmlerin yönetmeni Zeki Demirkubuz, ünlü Rus yazar Dostoyevsky'nin Yeraltından Notlar adlı klasik yapıtından
esinlenerek kurguladığı son filmini Ankara'da çekti. Başrolde televizyon komedilerinden sonra sinemada dramatik
karakterlere geçiş yapan Engin Günaydın'ı seyrettiğimiz film bu sezonun öne çıkan yerli yapımları arasında yer alıyor.
Nefret ettiği eski arkadaşlarının akşam yemeğine kendisini zorla davet ettiren Muharrem'in, bu yemek ile birlikte
başlayan didişmeleri, ego gösterileri sonucu eski defterlerin açılması ile utanç dolu hesaplaşmalarla karşı karşıya
kalmasını konu alan Yeraltı, bireyin varoluşsal sorunlarını irdeleyen bir film.
"VİCDAN FİLMLERİ" KİSA FİLMLERİNİZİ BEKLİYOR
" Hrant Dink Vakfı'nın düzenlediği Vicdan Filmleri Projesi, yeni kısa filmlerle vicdanı görünür kılmaya devam ediyor.
Proje bu yıl da, amatör, profesyonel eli kamera tutan herkesi film çekmeye davet ediyor.
Bu daveti kabul ederek kamerasını vicdanına çevirenler, 1 Kasım 2013 tarihine kadarwww.filmsaboutconscience.org adresine
filmlerini yükleyebilecekler. En fazla beş dakika uzunluğunda olması gereken filmler için tür sınırlaması yok.
Projenin bu seneki jürisi Ahmet Boyacıoğlu, Cem Mansur, Petros Markaris, Rakel Dink, Susanna Harutyunyan, Thomas
Balkenhol ve Yeşim Ustaoğlu’ndan oluşuyor.
HÜSEYİN KARABEY İLE RÖPORTAJ
Başarılı yönetmen Hüseyin Karabey, Arjantin Devleti resmi kanalı TV Publica'ya bir röportaj verdi.
ARTE CİNEMA SALONU
ArteCinema içerisinde üç adet Avrupa tarzı salonun olduğu, ve yıl boyu "arthouse" film programlarının düzenlendiği
yuksek teknoloji ekipmanlara sahip bir sinema salonudur.
ArteCinema, Buenos Aires sinema dünyası içerisinde öncü (vanguard) sinemayı takip edenlerin uğrak mekanlarından
birisidir.
1. TÜRKİYE FİLMLERİ FESTİVALİ SONA ERDİ!
Türkiye Filmleri Festivali 1. senesini büyük bir ilgi ile karşılaşarak tamamladı. Kapanış filmi gösterimi öncesi Sonidos
Turquesas grubu şarkılarıyla seyircilere işitsel bir ziyafet sunduktan sonra kapanış filmine geçildi.
KAPANIŞ GECESİ
27 Şubat gecesi, Türkiye Filmleri Festivali'nin ilk yılının son gösterimi olacak. Konserden sonra, Zeki Demirkubuz, son
filmi Yeraltı'nı tanıtmak ve sinemaseverlerin sorularını yanıtlamak için bizlerle olacak.
PROGRAM
21- 27.Şub/2013/Arte Cinema
1. GÜN - 21 ŞUB
ÇOĞUNLUK
Seren Yüce
111 mins
20:00
2. GÜN - 22 ŞUB
ANADOLU'NUN KAYIP ŞARKILARI
Nezih Unen
96 mins
20:00
3. GÜN - 23 ŞUB
GİTMEK: BENİM MARLON VE BRANDOM
Hüseyin Karabey
93 mins
20:00
3. GÜN - 23 ŞUB
TAKVA
Ozer Kiziltan
96 mins
20:00
5. GÜN - 25 ŞUB
UNUTMA BENİ İSTANBUL
Farklı yönetmenler
120 min
20:00
6. GÜN - 26 ŞUB
YERALTI
Zeki Demirkubuz
107 mins
20:00
6 uzun metrajlı filmin yanında 6 kısa metrajlı film
Seren Yüce / Çoğunluk
Hüseyin Karabey / Gitmek: Benim Marlon ve Barondom
Zeki Demirkubuz / Yeraltı
Özer Kızıltan / Takva
Nezih Ünen / Anadolu'nun Kayıp Şarkıları
7 yabancı yönetmenin gözünden İstanbul'un
anlatıldığı / Beni Unutma İstanbul
Vicdan Filmleri Projesi
2 Film
1. Buenos Aires Bağımsız Türk Filmleri Festivali Başladı
Latin Amerika'nın bağımsız ilk Türk Filmleri Festivali Seren Yüce'nin 'Çoğunluk' isimli filminin gösterimiyle başladı.
Arjantin Ulusal Film Enstitüsü İNCAA'nın katkılarıyla gerçekleştirilen ve 1 hafta sürecek festivalde son yılların öne
çıkan 6 bağımsız filmi yer aldı. Hüseyin Karabey'in 'Gitmek: Benim Marlon ve Barondom', Zeki Demirkubuz'un 'Yeraltı',
Özer Kızıltan'ın 'Takva', Nezih Ünen'in 'Anadolu'nun Kayıp Şarkıları' ve 7 yabancı yönetmenin gözünden İstanbul'un
anlatıldığı 'Beni unutma İstanbul' Arjantinli sinemaseverlerin beğenisine sunuluyor.
Zeki Demirkubuz ve Hüseyin Karayel'in konuk yönetmenler olduğu etkinlikte aynı zamanda Hrant Dink Vakfı'nın 'Vicdan
Filmleri' projesinden iki örnek gösteriliyor. 1977'den bu yana, Arjantin'de diktatörlük döneminde kaybedilen
çocuklarının bulunması için mücadele eden 'Plaza de Mayo (Mayıs Meydanı) Anneleri' festivalin onur konuğu oluyor.
FESTİVALİN YÜKÜ İKİ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİNDE
Türk sinemasının iki önemli yönetmeninin katılımın sağlanması da dahil festivalin organizasyonu tamamen üniversiteli iki
gencin başarısı. Buenos Aires Üniversitesi (UBA) Siyasal Bilimler öğrencisi Serdar Vardar ve Sinema öğrencisi Ali
Taylan, bir gün bir ülke filmleri festivalini izledikten sonra neden kendilerinin de böyle bir girişimde
bulunmadıklarını sorguladıklarını anlattı. Arjantin Ulusal Film Enstitüsü İNCAA'dan salon sözü alınca filmlerin temenine
yönelik çabaya girdiklerini, diğer ülkelerde yapılan festivalleri incelemeye aldıklarını söyleyen Serdar Vardar, şöyle
konuştu:
"Hepsinin Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle yapıldığını gördük. Bizim böyle bir olanağımız olmadı. Çünkü 5 ay
öncesinden başvuru yapılması gerekiyormuş. Yılmaz Güney filmlerini göstermek istediğimiz için vakıfla bağlantıya geçtik,
orada ASİ Yapım'dan Serdal Doğan ile tanıştık. Projemizden bahsedince daha önce birçok festivale katılmış olmanın da
deneyimiyle bize çok yardımcı oldu."
Ali Tamay, bazı film yapımcılarının gösterim bedeli olarak 800 Euro istediklerini hatırlatırken, "Çok kısıtlı; daha
doğrusu sıfır bütçemiz olduğu için, gösterim bedeli istenmeyen filmleri tercih ettik" dedi.
Festivale Zeki Demirkubuz ve Hüseyin Karabey konuk yönetmenler olarak katıldı. Serdar Vardar, Demirkubuz'u ikna sürecini
şöyle anlattı:
"Zeki Demirkubuz'a ulaşmak için Cihangir Kahveleri'nde sabahladık, ama olmadı, gelmedi kahvelere. Daha sonra Serdal
ağabey (Adalı) konuştu kendisiyle. Biz de bir e-mail yazarak düşüncelerimizi, festivali neden yapmak istediğimizi
anlattık. Hatta kendisi koyu Beşiktaş taraftarı olduğu için Beşiktaş ile ilgili bazı düşüncelerimizi de paylaştık. Sonra
bize projeyi beğendiğini hatta Beşiktaş ile ilgili fikirlerimizi daha çok sevdiğini yazdı. Böylece festival konuklarımız
belirlenmiş oldu."
Ali Taylan, konukların ulaşım ve konaklama gibi bazı giderlerini karşılayabilmek için Arjantin'deki Türk kurumlardan
yardım istediklerini, salonu, film sorunlarını çözdükten sonra yardım arayışlarına çıktıklarını belirterek,
"Büyükelçiliğe başvurduk, projeyi beğendiler ama yardım konusunda olumlu bir yanıt alamadık. Aralık ayında Türk
Havayolları, Buenos Aires seferlerini başlatmıştı. THY Buenos Aires Müdürü Mustafa Doğan'a projemizi anlattık, çok
beğendi ve THY ulaşım sponsorumuz oldu. NH otellerinin Güney Amerika Müdürü Zafer Dönmez sayesinde de konaklama
sorunumuzu çözdük. Bir bütçemiz olsa en azından bir afiş bastırır, tanıtımı daha iyi yapabilirdik. Buraya 2 değerli
yönetmen geliyor ama bizim onları havaalanından alacak, salona götürecek imkanımız yok. Otobüse metroya falan bineceğiz
artık. Çünkü imkan yok. Aynı şekilde DVD kopyadan gösterim yapacağız. Maalesef 35 milimetre göstermek isterdik ama işte
bu konu bütçeye bakıyor."
Festivalde 6 uzun metrajlı filmin yanında 6 kısa metrajlı film de gösteriliyor. Filmlerden ikisi Hrant Dink Vakfının
"Vicdan Filmleri" projesinden seçildi. Vardar, Ermeni ve Türk toplumu arasında önemli bir iletişim eksikliği olduğunu
düşündükleri için Vicdan filmlerini festivale dahil ettiklerini söyledi. Bir diğer amaçları da şöyle anlattı:
"Özellikle Buenos Aires'te doğan Ermeniler zamanında çekilen acıların hikayeleri içinde büyümüşler. Bugüne kadar buraya
Türkiye'den gelen az olduğu için Türkiye'yi tanımıyorlar. Hepimizin resmi politikalara inandığımızı zannediyorlar.
Amacımız biraz bu iletişimsizliği kırmak ve yan yana gelmeyi sağlamak."