Murat Yılmaz
Festival Koordinatörü
05323459903
murat.yilmaz @ dagfilmfest.org
http://www.dagfilmfest.org/
Dağ Filmleri Festivali (DFF) Üzerine...
07 Eylül 2009
2005 yılında Türkiye’de düzenlenen ilk festivalle başlayan ve ardından her yıl
aksamadan devam eden Dağ Filmleri Festivali (DFF) bizleri birbirinden güzel
dağcılık filmleriyle ve türlü söyleşilerle buluşturmaya devam ediyor. Türkiye
DFF koordinatörü Murat Yılmaz DFF’leri tanıtan, anlatan yazısını bizlerle
paylaşıyor.
Dünyada 1950’li yıllardan bu yana düzenlenen DFF’ler, dağ ve doğa filmlerinin
gösterildiği, fotoğraf ve kitap sergileri, söyleşi, yarışmalar ve yan
etkinliklerin düzenlendiği kültür paylaşım ortamlarıdır. 1952 yılında İtalya’da
Trento DFF’si ile başlayan serüven, 1970’li yıllardan sonra diğer dünya kentleri
ile sürerek günümüze gelene kadar 20’ye yakın ülkede düzenlenir hale gelmiştir.
Nasıl başladık ?
2000 yılında DAG (Doğa Aktivite Grubu)’nu kuruluşu ile başlar hikayemiz. Dernek
kuruluşundan sonra vereceğimiz eğitimlerde kullanılacak not/kaynak arama
sıkıntılarını hala hatırlarız. Bilenler bilir, o yıllarda bir arkadaştan
diğerine geçen fotokopinin fotokopisi yazılar ve bir iki derleme dışında Türkçe
kaynak bulmak pek mümkün değildi. Haldun Aydıngün’ün yazdığı o öncü kitaplar
dışında pek başvuru kitabı bulunmazdı kitapçılarda.
Film konusunda da durum pek farklı değildi. Yurtdışına gidip film alıp gelen
birkaç meraklı ve şanslı arkadaşın dışında dünyada neler izleniyor pek
bilinmezdi. İnternet erişim hızları da o yıllarda bu güne kıyasla çok zayıftı.
Değil film izlemek, e-posta kontrol ederken bile büyük sorunlar yaşanırdı.
Bilgiye ulaşmakta yaşadığımız bu sorunlar, ihtiyacımız olan kültür ortamının
öncü sinyalleriydi.
Bir diğer merakımız olan İstanbul’daki film festivallerini yoğun takip etmenin
de DFF fikrine katkısı büyük oldu. Buralarda izlediğimiz yüzlerce film yoluyla
dünya kültürünün ayaklarımızın altına serilmesi DFF fikrinin gitgide
olgunlaşmasını sağladı.
2002’ye geldiğimizde “Dünya Dağlar Yılı” nedeniyle harekete geçerek dünyanın en
ünlü DFF’si Bannf ile irtibat kurduk ve gezici olarak Türkiye’ye getirmek
istedik. Projeyi tamamlamamıza rağmen sponsor bulamadığımızdan projeyi rafa
kaldırmak zorunda kaldık.
Her ne kadar ilk festival için 2002 yılında bir deneme yapmış olsak da ülkemizin
DFF yolculuğu 2005 yılında başladı. O yıl DAG üyesi bir grup arkadaşla bir
kahvaltı sofrasında yeniden alevlenen heyecan bugünkü festivalin ilk
kıvılcımları oldu. Ekip “Küçük ama emin adımlarla gidelim, bizim de (Türkiye)
yaşayan bir festivalimiz olsun” kararı alarak yolculuğa başladı…
Neler yapıyoruz ?
Kolları sıvadık ve ilk festivali 2006 Şubatı’nda kulüp odasında düzenledik.
Arkadaşlar ve ilgililerden oluşan küçük bir izleyici grubuna 11 yabancı film
gösterdik.
2. DFF’yi Sinema Salonuna çıkardık. 20 film gösterdik. Kalabalık DAG ekibi ile
çeviriler yaptık, altyazılar yazdık, oradan oraya koşturduk. Bu festivalde arşiv
taramalarımız sonuç verdi. 1976 yılında Uçman Sungur tarafından çekilen “Erciyes
Kış tırmanışı” isimli filme ulaştık ve yönetmeni ile yapılan bir söyleşi
eşliğinde filmi izleyiciler ile buluşturduk. Bu film hala eldeki “İlk Türk Dağ
Filmi” olarak geçer. Festivalde söyleşi konuğumuz olan Everest Türkiye takımının
“Hazır mısın Everest?” isimli belgeselini de ilk kez gösterme şansını bulduk.
Festivalde ayrıca Bünyad Dinç’e ait dağ fotoğraflarından oluşan bir sergi de yer
aldı. İki filmi ile festivale katılan Nasuh Mahruki de “7 Kıta, 7 Zirve” konulu
söyleşi ile bizlerleydi.
3. DFF’yi Fransız Kültür Merkezi (FKM)’ne taşıdık. Organizasyonda yine DAG’ın
gönüllü ekibi vardı. Bu festivalde arşiv oluşturmak ve yeni yapımları teşvik
etmek amacıyla ilk “Doğa Filmleri Yarışması”nı düzenledik. 26 film katıldı.
“Everest : Barış için tırmanış” isimli ABD filmi festivalimizde dünya
prömiyerini gerçekleştirdi. Etkinliklerimiz ise şöyleydi:
Tunç FINDIK : “Yüksek irtifa dağcılığı” - Söyleşi
Hakan KUMUK: “Güney Kutbu’nda ilk Türkler “ - Söyleşi
Dr. Ali BİLGİNER : “Doğu Anadolu dağlarının yaban çiçekleri” - Söyleşi-Dia
Gösterisi
Ersin ALOK : “Dağ ve Sanat” - Söyleşi-Dia Gösterisi
İsmet ÜLKER : ”Dağlarda 40 yıl” - Söyleşi-Dia Gösterisi ve Kitap İmza Günü
Festivalde toplamda 52 filmi 2000’den fazla kişi izledi.
4. DFF’de ise gittikçe azalan gönüllü ekip enerjisi ve ekonomik kriz etkileri
ile mütevazi bir program hazırlamak durumunda kaldık. Fransız Kültür Merkezi
yine yanımızdaydı ve festivalin iptal edilmemesinde büyük katkı sağladı. Bu yıl
“Ersin Alok”’un 41 yıl önce açtığı fotoğraf sergisini yeniden açtık. Ersin Alok
abimiz bitmek tükenmek bilmez enerjisi ile “Hitler’in Aladağlar’ı” isimli bir de
dia gösterisi düzenledi bizlere. “Berhault”’u Türkiye ile tanıştırdık ve
belgeselin yönetmenini Türkiye’ye getirdik. İlginçtir tırmanışın bu çok önemli
kişisinin belgeselini izlemeye ve yönetmen söyleşisine kalabalık bir tırmanıcı
katılımı beklememize rağmen birkaç kişi dışında pek katılım sağlayamadık.
4. DFF'ten Filmler
Berhault
Everest Barış İçin Tırmanış
Klimanjaro
Les Hommes
Pitz Palu
Son Kumsal
Vatandaş Mustafa
Yerle Gök Arası
5. DFF’de neler olacak…
5. DFF’yi 2010 mart ayında düzenleyeceğiz. 5 yıl kutlamalarımızın da dahil
olduğu bu festivali büyük çaplı bir şölene dönüştürme planımız var. Öncelikle
festival kapsamını dünyada olduğu üzere daha geniş bir yelpazeye yayacağız.
Dağcılık ve tırmanış filmlerimiz yine olacak ama bunun yanında bir “Dağ
bisikleti” ve “Kayak” bölümü açmayı planlıyoruz. Yine 5. Yılımızda ilk
“Uluslararası yarışma”’yı düzenleme planımız var. Ulusal belgesel yarışmamız
yine olacak. Bir fotoğraf yarışması düşünüyoruz ama henüz çalışmaları sürüyor.
İsimleri henüz belirginleşmeyen bir yabancı konuk listemiz olacak. Bunlar
sporun, dağın, kültürün içinden gelen insanlar olacak. “Genç DFF” bölümü açmayı
planlıyoruz. Birkaç çocuk filmini programa dahil etme planımız var. Yan
etkinlikleri artırmayı, güçlendirmeyi planlıyoruz. Bir de film konulu bir atölye
çalışması yapma planımız var.
Yani yapılacak iş çok ve yol uzun. Bunca iş için enerji ve motivasyon dışında
bir şey daha gerekiyor: Bütçe. Başladığımız yıldan bu yana festivale sponsor
ilgisinin azlığı ve bu nedenle bütçe oluşturamamak belimizi hep büktü ve bükmeye
devam ediyor. Çok kaliteli yapımları hep bütçesizlikten programa dahil edemedik,
Destivelle ve Messner gibi simaları konuk edemedik.
Umarım bu en büyük sıkıntımız bütçe konusu bu yıl yollarımızı tıkamaz ve arzu
ettiğimiz programı oluşturmayı başarabilir ve takipçilerimizin belleğinde 5.
yılımızda önemli bir yer ediniriz.
Gelecek…
Kolları sıvayışımızdan bu yana 4 yıl geçti. İlk başlarda kişisel bilgi
dağarcığımız ve genişliği kişisel ilgi alanlarımızla sınırlı olan dünyamız bu 4
yılda çok genişledi. Büyük zorluklar çektik ama çok şey de öğrendik. Artık
dünyayı takip eden, onunla etkileşen ve onunla birlikte hareket eden bir
festival olma yolundayız.
Bunun en önemli örneği olarak Aralık ayında Autrans DFF’sine onur konuğu
olmamızdır. Tam 2 yıldan beri peşinde olduğumuz festival, FKM’nin de destekleri
ile bu yıl “Türkiye Mevsimi” programı kapsamında bizleri ağırlayacak. Bugünlerde
yoğun bir film ve fotoğraf toplama telaşı içerisindeyiz. Geniş katılımlı bir
temsil ile ülkemizin dağ ve doğa kültünü Fransızlara tanıtmak için
çalışmalarımız sürüyor.
Hedeflerimiz büyük. Bu dört yılın birikimi olsa gerek, dünyayı tanımak, kültür
birikimimizi artırmak, dağ kültürü hayatımıza renk getirmek, ülke doğa ve
kültürümüzü uluslararası arenada tanıtmak, farkı bir an önce kapatmak gibi hiç
de mütevazi olmayan hedefler peşindeyiz artık. Bu hedeflere ulaşabilmek için
bıkıp usanmadan inandığımız değerlerin peşinde koşmakta ısrar edip çok
çalışmamız gerekiyor ki önümüzdeki engelleri teker teker kolaylıkla aşabilelim.
Bir şeyler almanın önce bir şeyler vermekten geçtiğini de hiç unutmadan…
Hedeflerimize doğru yolculuğumuza devam ederken bu satırları okuyanlardan da
beklentilerimiz var elbet. Ne kadar ilgi gösterirler, vakit ayırıp salonlara
gelirler, talep eder, üretir ve eleştirirler ise festivalimiz de o kadar
kaliteli olur.
Yazımı medyanın çoklukla sorduğu şu soru ile bitireyim:
Neden Dağ Filmleri Festivali düzenliyoruz ?
Sinema tarihinin ilk “Dağ filmi” olarak kabul edilen “The ascent of Mont Blanc;
15,781 feet high” (Mont Blanc Çıkışı; 15,781 fit yükseklikte) filminin 1902
yılında çekilmesinden bu yana yüz yıldan fazla zaman geçti. Bunca süre zarfında
gerek Avrupa’da gerekse Amerika’da film ve belgesel üreticileri çok yol kat
ettiler. Bugünlerde hava araçları, özel tasarım çekim aparatları, ileri
animasyon teknolojileri ve IMAX sisteminin de sektöre girmesi ile sektör
doludizgin ilerliyor.
Biraz rakam vermekte fayda var. Sadece Amerika’da yılda 50-60 belgesel ve en az
20-30 kitap yayınlanıyor. Kanada’nın Bannf kentinde düzenlenen festivalde
düzenlenen fotoğraf yarışmasına katılan fotoğraf sayısı 4000’in üzerinde. Kitap
Fuarı’na katılan yeni basılmış kitap sayısı 100’ün üzerinde (Yanlış anlaşılmasın
bunların hepsi dağ ve doğa ile ilgili). İtalya-Trento DFF’si 1952 yılında
düzenlenmeye başlanmış ve festivali her yıl 40.000’e yakın izleyici takip
ediyor. Rakamlar korkunç…
Bu rakamların bu ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ile alakası olduğu bir gerçek,
bunu yadsımamak gerek. Ama bir gerçek daha var ki bu ülkelerin okumak, dünyayı
anlamak, yeni şeylere ilgi duymak, öğrenmek ve kültür biriktirmek konusundaki
gelişmişlik düzeyleri de oldukça yüksek. İşte yola çıktığımız yer de tam olarak
burası…
Düzenliyoruz çünkü buna çok ihtiyacımız var. Ülkece konuşmaya, dinlemeye,
anlamaya, okumaya, dünyayı tanımaya, öğrenmeye, yorumlamaya, tartışmaya çok
ihtiyacımız var. Hepsinden önce de kendimizi tanımaya, anlamaya ve ifade etmeyi
öğrenmeye yani kültüre çok ihtiyacımız var.
Düzenliyoruz çünkü bizim de artık “DAĞ KÜLTÜRÜ”’müzü biriktirmeye ihtiyacımız
var…