Düzenleyen
Robert Kolej Sinema Kulübü
Robert Kolej Öğrenci Birliği
16mm Dalı
En İyi Film Ödülü
Yok
Mansiyon Ödülü
Yok
Jüri Özel Ödülü
Onlar Ki... / Yönetmen - Artun Yeres
Jüri Özel Ödülü
Bozkırda Bir Yalnız Ağaç / Yönetmen - Sezer Tansuğ
8mm Dalı
En İyi Film Ödülü
Zürafe Sokağı / Yönetmen - Özcan Arca
Mansiyon Ödülü
Yok
Jüri Özel Ödülü
Tedirgin Birisi / Yönetmen - Veysel Ataman
Özel Ödüller
Milliyet Gazetesi Ödülü
67/68 Yönetmen - Yusuf Benmair, Lütfi Ensari
İzmit Sinema Derneği Gümüş Çınar Yaprağı Ödülü
Dilek Günü / Yönetmen - Nurten Karaçivi
Darüşşafaka Sinema Kulübü En Başarılı Teknik Öğelere Sahip Film Ödülü
32. Gün / Yönetmen - Ayşe Erbil
Jüri Üyesi
Atilla Dorsay
Au Gevgiltlt
Cafer Türkmen
Haşan Akbelen
Kayahan Tolunay
Kuzgun Acar
Mustafa Aslıer
Onat Kutlar
Sabrı Yalım
Sami Şekeroğlu
Yılmaz Zenger
Ön Jüri Üyesi
Haşan Akbelen
Kayahan Tolunay
Kenan Bulutoğlu
Kuzgun Acar
Sinan Baykurt
II. HİSAR KISA FİLM YARIŞMASI
Yurdumuzun eski ve köklü sinema kulüplerinden Robert Kolej Sinema Kulübü geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da kısa metrajlı
bir film yarışması düzenlemeye ve böylece Türk sinemasının gelişmesine yeni yeni hizmetlerde bulunmaya kararlı. Geçen
yıl 18 - 21 Haziran tarihleri arasında yapılan 8 ve 16 mm.lik I HİSAR Kısa Film Yarışması fikri, kulübümüz yöneticileri
tarafından ortaya atıldığı vakit ne derece ilgi çekeceği, katılacak kaliteli filmler olup olmayacağı ve hattâ,
yurdumuzda daha evvelce böyle bir yarışma düzenlenmemiş olduğundan, ne gibi güçlüklerle karşılaşacağımız dahi birer
meçhuldü. Hepimiz bu işin faydasına şüphesiz inanıyor, fakat işin ne derece cür'et istediğini ve nelerle
karşılaşacağımızı kestiremiyorduk.
Yine de yaptığımızın doğruluğuna olan inancımızla atıldık ve tarafsız sinema ve sanat çevrelerinin -bu sözümüzü çok
haklı bulacakları kanısındayız- başarıyla neticelendirdik. Bunu hiç bir zaman ne Robert Kolej’e, ne de Robert Kolej
Sinema Kulübüne mal etmeye çalıştık; Türk sinemasının ve amatör yapımcılarının ortam yaratılırsa başarılarım ne derece
ortaya dökebilmeklerini ispat ettik. Amacımız, her şeyden evvel bu tip amatör çalışmaları desteklemek, ve kısa metrajlı
film yarışmalarını yurdumuzda başlatabilmek ve gelenekselleştirmekti. İşte II. Hisar Kısa Film Yarışmasını tertip
etmemiz bu alanda bir adım daha attığımızı ortaya koymakta...
Fakat, II. HİSAR Kısa Film Yarışmasını hazırlarken elimizde bir yarışmanın tecrübesi, karşımızda geçmiş yarışmanın
yankıları var... Geçen yılki katılma şartlarını gazetelere basmalarını rica için elden götürdüğümüz zaman amaçlarımızı
anlatmamız gerekiyor ve bizlere daima yardımcı olmuş sanat köşesi ve sinema yazarları, böyle bir yarışmanın faydalarına
inanarak, gerekli yazılan basıyorlardı. Şunu da belirtelim ki, geçen yıl katılma şartlarımızı duyuran bildirimizi ücret
mukabili ilân olarak bastırdığımız gazete dahî oldu. Bu sene görüşmeye gittiğimiz bütün yazarlar HİSAR Kısa Film
Yarışmasından haberdardı. I. HİSAR Kısa Film Yarışmasının basındaki yankılarının yarışma sırasında ve hemen sonrasında
olmuş bitmiş sanıyorduk. Ancak geçen ay içinde Milliyetteki bir yazısında Memet Fuat’ın I. HİSAR Kısa Film Yarışmasını
birkaç olumlu faaliyet arasında sıralaması, bu çabalarımızın geçen yıl Haziran ayında yapılmış ve Temmuzda da unutulmuş
olmadığım bizlere gösterdi ve II. HİSAR Kısa Film Yarışmasını tertipleme faaliyetleri içinde olduğumuz şu sırada bizlere
büyük kıvanç verdi.
II. HİSAR Kısa Film Yarışmasını tertip ederken, birinci yarışmadan pek farklı olmayan amaçlarımızı tekrar Türk
sinemaseverlerine, amatör yapımcılarına ve basına açıklamayı uygun gördük:
1. Yurdumuzdaki sinema kültürüne hizmet etmek,
2. Amatör çalışmaları teşvik etmek/genç yönetmen adaylara fırsat tanımak,
3. Dağınık ve, bilinçsiz olan amatör çalışmalarını örgütlü bir hale sokmak,
4. Amatörlerin çalışma!arım tarafsız bir şekilde değerlendirmek ve ödüllerle amatörlerin mali yeteneklerini elimizden
geldiğince genişletmek, destek olmak,
5. Bir yıl içinde yurdumuzda yapılan amatör film çalışmalarım bir arada göstermek, böylece hem halka tanıtmak, hem de
yapımcıların birbirleriyle ve eserleriyle mukayeselerini doğrudan ¦¦ doğruya kendilerine yaptırmak, ekeik taraflarını
göstermek ve buluşlarını diğer amatörlerle paylaşmalarını sağlamak,
6. Gerek jüri, gerek yapımcı, gerek seyirci olarak sinema ile meşgul olanların yarışmalar sırasında bir araya
gelmelerini, tanışmalarını ve birbirlerine yardımcı olmalarını sağlamak, kulüpler arasındaki yakınlaşmayı
gerçekleştirmek,
7. ilerki yıllarda, imkân nisbetinde, amatör yarışma düzenleme ajanında tecrübe sahibi olan yabancı demeklerden
tavsiyeler alma ve yabancı yarışmalarda derece
alan bazı filmleri karşılaştırma amacı ve öğretici nitelikleri bakımından ilgililere göstermek,
8. Amatör çalışmaları tarafsız bir şekilde değerlendiren ve teşvik eden yarışmaların yapılması için yurdumuzda gerekli
ortamı' hazırlamada öncülük etmek, bu tip faaliyetleri sanat çevreleri ve halkımıza benimsetmek, geleneksel hale
getirmek.
Bu amaçlarımızın bütün sinema-sanat çevrelerince benimseneceğini ümit eder, sanatseverlerin gereken ilgiyi
göstereceklerini "bekleriz II. Hisar Kısa Film Yarışmasının bütün yarışmacılar için faydalı ve başarılı olmasını
dileriz.
II. HİSAR Kısa Film Yarışması Katılma Şartları:
1. Yarışmaya 8 veya 16 mm. sesli veya sessiz, konulu, belge veya karton filmler katılabilir. Konulu filmler 5 ilâ 30
dakika, karton filmler ise en az 1 dakika olmalıdır.
Not: Reklâm filmleri yarışmaya katılamaz.
2. Yarışmaya katılacak. olanların 25 Mayıs 1968 tarihine kadar kayıt yaptırmaları gereklidir. Filmler en geç 17 Haziran
tarihinde Yarışma Komitesinin eline geçecek şekilde gönderilmelidir. Yukarıda belirtilen tarihlerden önce kayıtlarım
yaptırmamış veya zamanında I filmlerini, göndermemiş yarışmacılar hiç bir surette yarışmaya katılamazlar. 17 Haziran
tarihinden sonra hiç bir film, yarışma sonuna kadar, iade edilmez.
3. 23 - 30 Haziran tarihleri arasında ön eleme ve değerlendirmeyi yapacak jüriler, 25 Mayıs tarihinde ilân edilecektir.
4. 30 Haziran 1968 tarihinde düzenlenecek Kapanış Gecesinde verilecek olan ödüller aşağıda gösterilmiştir:
Birinci:
8 mm. Bronz Burç ödülü ve 1500.-TL.
16 mm. Bronz Burç ödülü ve 2500.-TL.
İkinci:
8 mm. 500.-TL.
18 mm. 1000.-TL.
Ayrıca özel kurum ve kişilerin verecekleri ödüller 25 Mayıs. tarihinde bir bültenle ilân edilecektir.
5. Yarışmaya katılacak olan filmler madenî muhafaza içinde «iadeli taahhütlü» ve «kıymetli emtea» ibaresi ile
gönderilebileceği gibi, şahsen kulüp merkezine de teslim edilebilir. Kutunun içine konacak bir karta yarışmacının ismi,
yaşı, mesleği ve adresi yazılacaktır.
6. Robert Kolej Sinema Kulübü yarışmaya katılan filmler üzerinde herhangi bir hak iddia edemez, filmler sahiplerine
Temmuz ayının ilk haftasında ödemeli olarak postalanacaktır.
7. Her türlü bilgi edinmek ve kayıt fişi talebinde bulunabilmek için adresimiz: Robert Kolej Sinema Kulübü, P. K. 8
Bebek, İstanbul.
1968 Sinemasının Genç Aslanları Kasıp Kavuruyor
Dünyanın her yerinde sinemacı işe 8 veya 16 milimetrelik filim çekerek başlar.
Sonra sonra işi büyütür, piyasaya girer, asistanlık falan derken bir gün
kameranın ardına geçer ve filimler çevirmeye başlar. Bu yüzden, dünyanın her
yerinde sık sık bu tür filimlere ait çeşitli yarışmalar düzenlenir.
Bizde, geçen yıla kadar böyle bir yarışma yoktu. Sadece Antalya Festivallerinde
yasak savma kabilinden her yıl «kısa metraj» için bir ödül verilirdi. Geçen yıl
Robert Kolej Sinema Kulübü «Hisar» yarışmalarının ilkini düzenledi. 8 ve 16
milimetrelik filimlerin katılacağı bu yarışma ilan edilir edilmez Yeşilçam’dan
birçok kişi dudak büküp geçti. Kolay mı bu zamanda filim yapmak? 8’lik veya
16’lık filim yapmaya kalktınız mı, en azından 1000-1500 lirayı gözden
çıkaracaksınız demektir! Hem de ne için? Birtakım adamlar filimlerinizi
seyredecekler; sen birincisin, sen İkincisin, al sana da bir özel ödül,
diyecekler ve bunca para sarfedip bunca ter dökenlerin sırtlarını sıvazlayıp
«Aferin arslanlarım» deyip geçecekler. Bu yüzden Yeşilçam bu yarışmayı pek
garipsedi… Ama doğrusunu söylemek gerekirse Yeşilçam’ın pazarı Bebek’in
çarşısına uymadı! Tahminlerin çok üstünde filim katıldı ilk Hisar yarışmasına.
Böylece katılacak filim olmayınca bıyık altından kıs kıs gülmeye hazırlananların
hevesleri de kursaklarında kaldı!…
Bu yıl «Hisar Kısa Filimler Yarışması» na ilgi, geçen yıldan daha çoktu.
Bebek’teki Robert Kolej binasına gidip kayıtlarını yaptıranların sayısı tamamı
tamamına 33’tü. Bunlardan 23’ü yarışma için 8 mm. ilk filim yapmışlardı, diğer
10’u ise 16 milimetrelik filimler.
«Milyonluk şehir İstanbul’da bir yarışmaya 33 kişi katılmış çok mu?» diye bir
soru gelebilir aklınıza. Antalya Filim Festivaline bu dalda yapılan yarışmalara
yıllardan beri 1 tek kişinin katıldığını hatırlatırsak ilginin büyüklüğü
kendiliğinden ortaya çıkar. Antalya’ya Behlul Dal her yıl bir filimle gider,
heykelini alır, dönerdi.
Kayıt işlemleri bittikten sonra ön jüri toplandı ve filimleri seyretti. 33
filmin 16’sını eledi. Elek üstünde kalıp büyük jüri tarafından seyredilen
filimlerin 11 adedi 8 mm. likti. Sonunda Ozcan Arca’nın «Zürafe Sokağı» adlı
filmi birinci seçildi. Genç bir yüksek mühendis olan Arca filminde cinsiyet
sorununu eleştiriyordu. Bunun için de kötü kadınların bulunduğu evleri ele
almış, çok tehlikeli bir konuyu adiliğe kaçmadan vermesini bilmişti. Memduh Ün’e
2 filimde asistanlık yapan Özcan Arca «Yeşilçam’a girmeye» hatta bu uğurda 20
yılını verdiği mesleğini terk etmeye azimli. «Bir filim en azından 200.000
kişiye seslenmelidir,» diyor ve hemen ilave ediyor; «Türkiye’nin şartlarını,
Yeşilçam’ı biliyorum. Bu piyasaya girebilmek ve hele şartlarına uymak çok zor.
Ama her şeye razıyım, azimliyim ve idealimi gerçekleştirmek için bütün kapıları
zorlayacağım.»
Özcan Arca’dan iki yaş büyük olan Veysel Atayman (1941 doğumlu) teknik ve sosyal
gelişime uyamayan çağımızın insanının «şaşkınlığını» anlattığı «Birisi» adlı
filmiyle «Hisar» yarışmasında ikinciliği kazandı.
Jüri 16mm.’de hiç bir filmi birinci seçmedi. Bol bol dağıtılan «Altın Portakal»
heykelleri hatırımıza gelince tabii hayret ettik (!). Birincilik için «hasis»
olan jüri «Onlar ki» ile «Bozkırda Bir Yalnız Ağaç» a özel ödül verdi. Bu
filimlerin ilkini Artun Yeres İkincisini de Sezer Tansuğ yapmıştı.
Bu yılki yarışmada ödüller sadece «Hisar» heykelleri değildi. 1946 doğumlu Ayşe
Erbil «32. güneş» iyle Darüşşafaka Sinema kulübü’nün «En Başarılı Teknik ögelere
Sahip Filim» ödülünü kazandı. Hıdırellez gününü kendine konu alan Nurten
Karaçivi, «Dilek Günü» adlı filmiyle İzmit Sinema Derneğinin koyduğu Gümüş Çınar
Yaprağı ödülünü aldı. İki yıl önce kolejin yüksek mühendislik bölümünü bitiren
Yusuf Benmair’le Lütfi Ensari’nin ortak yapımı olan «67/68» adlı filmi ise
Milliyet gazetesinin koyduğu «Jüri Özel Ödülü» nü aldı. Bu arada jüri, Mutlu
Parkın’a da «66» adlı filmi için bir mansiyon verdi ve yarışma böylece sona
erdi.
Yarışmalar devam ederken kolej binasında Üstün Barışta, Vedat Akdikmen ve Yılmaz
Erman’ın idare ettikleri üç günlük bir seminer yapıldı. Bu seminere gelenler
çeşitli sorular sordular, sinema konusunda meraklarını giderdiler. Ama bizim
izlediğimiz kadarıyle sorulanların pek çoğu şu bizim meşhur «yerli sinema» için
değildi.
Şimdi belki aklınıza gelebilir? «Peki ama şimdi bu filimler ne olacak?» Hiç, tek
kelimeyle hiç Belki sinematek’le birkaç sinema derneği bu filimleri alıp
üyelerine gösterecekler, hepsi hepsi o kadar işte. Beri tarafta İstanbul
belediyesinin nizamnamesi dağ gibi duruyor. «Her sinema normal filimden önce bir
dokümanter filim göstermek mecburiyetindedir.» diye… Ama kim dinler nizamnameyi.
Sinemacı bakıyor ki, filimden önce göstermesi için kendisine metre metre reklam
filmi getiriyorlar, üstelik de bu filimleri oynatmak için bol bol para
veriyorlar. Dokümanter filmi oynatıp n’apacak. Ceza mı, verir onu da… Alt tarafı
3 lira (evet bu bir tertip hatası değildir, 3 lira). Ver 3 lira cezayı, çıkar
dokümanter filmi, tak reklam filmini, yüzlerce lirayı da at kasana… Bundan karlı
iş olur mu? Hem alan razı, veren razı.
Bu gibi yarışmalar herhangi bir Avrupa ülkesinde yapılsa en çok prodüktörlerin
ilgisini çeker, «iyi rejisörlerin eserlerini aman herkeslerden önce görelim de,
ucuz fiyatla kendimize bağlayalım» derler. Gelin görün ki bizde bunun daima
tersi olur. Prodüktörlerin oldum olası iyi rejisörlere alerjileri olduğu için
böyle yarışmalara tenezzül edip gitmezler. Bu, geçen yıl da böyle oldu, gelecek
yılda şüphesiz böyle olacak… işin garibi bütün bunlara rağmen kısa filimler
yarışmasına ilgi eksilmiyor, artıyor. Çeşitli sinema dernekleri ve sinematek bu
yarışmayı destekliyor, ona yardımcı oluyorlar. Ama onun dışında! Yapımcılar
ilgilenmiyor, sinema salonu sahipleri ilgilenmiyor, sinemacılar ilgilenmiyor,
basın ilgilenmiyor. Her şey ve herkes yaptıkları işe sırt çevirmişken bir çok
kişi günlerce kafa patlatıyor, binlerce lira harcıyor, uykusuz geceler geçiriyor
ve yarışmaya katılıyor. Hemde niçin? Sadece kendilerine bir «Aferin arslanlarım.»
dedirtmek için…
Kaynak
adresing.com
Ses Dergisi
1968 tarihli 30. Sayısı
Kuzgun Acar, Hasan Akbelen, Mustafa Aslıer, Atilla Dorsay, Ali Gevgilili, Onat
Kutlar, Sami Şekeroğlu, Kayahan Tolunay, Cafer Türkmen, Sabri Yalım ve Yılmaz
Zenger’den oluşan seçiciler kurulunun, Özcan Arca’nın “Zürafa Sokağı” (8 mm
Birincilik Ödülü, Bronz Burç), Veysel Atayman’ın “Tedirgin Birisi” (8 mm Jüri
Özel Ödülü), Sezer Tansuğ’un “Bozkırda Bir Yalnız Ağaç” ve Artun Yeres’in “Onlar
ki” (16 mm Jüri Özel Ödülü) ve Yusuf Benmair/Lütfü Ensari ikilisinin “67/68”
(Milliyet Gazetesi, Jüri Özel Ödülü), Nurten Karaçivi’nin “Bilek Gücü” (İzmit
Sinema Derneği, Gümüş Çınar Yaprağı Ödülü) ve Ayşe Erbil’in “32. Güneş”inin (Darüşşafaka
Sinema Kulübü Ödülü) ödüllendirildiği 2. Hisar Yarışması için Sungu Çapan şu tür
bir sonuca varıyordu:
“Evet, birikim gittikçe dal budak sararak büyümekte, tortulaşmakta. Tortunun
gittikçe daha yoğunlaşması kaçınılmazdır. Genç sinemacı, yarışma ortamlarını
değerlendirerek, bilinçlenmekte, işi ‘devralmaya’ hazırlanmakta. Bunun böyle
bilinmesinde yarar vardır.” (6)
İkinci Hisar Yarışması’ndan üç ay sonra yeni bir sinema dergisi yayına giriyor:
“Genç Sinema/Devrimci Sinema Dergisi”. Ve dergi, ilk sayısında, Veysel Atayman,
Engin Ayça, Üstün Barışta, Mehmet Gönenç, Mutlu Parkan, Gaye Petek, Ahmet Soner
ve Jak Şalom’dan oluşan bir ekibin yazılarını sunuyor.
Nedir bu derginin gayesi?
“Genç Sinema dergisi… bir sanat dergisi değildir, bu amaçta olmayacaktır… Genç
sinemacıların seslerini kamuoyuna duyurmaları, yetişmeleri ve birleşmeleri için
bir ortamdır sadece… örgütlenmeye doğru bir adımdır. Dergide(ki)… adların hemen
hiçbirinin amacı sinema yazarı olmak değil, doğrudan doğruya film yapmak, sinema
sanatçısı olmaktır… Genç Sinema… bütün öncü, özgür devrimci, bağımsız
sinemacılara açıktır.” (7)
Ve de ilk sayıda yayınlanan bildirinin açıkladığı gibi:
“Genç Sinema yeryüzündeki bütün Yeşilçamlara kesinlikle karşıdır. Yeryüzünün
neresinde olunursa olunsun gerçekte bir tek düşman vardır. Bu anlamdaki
evrensellik ulusallık düşüncesiyle el eledir. Genç Sinema sağlam, yerine oturmuş
ve gerçek sanat değerleri taşıyan bir ulusal yapıtın kendiliğinden evrensel
boyutlar kazanacağına inanır… Genç Sinema varolan bu sinema düzenine karşı çıkar
onun içinde bulunduğu toplumsal düzene karşı çıktığı gibi. Çünkü her iki düzen
de insanı açıklamaktan, insanı amaçlamaktan uzak düşmüştür. Halkı hem maddi hem
de manevi yanıyla sömürmekten öte bir amacı yoktur.” (8)
İki yıl sürece düzenlenen Hisar Kısa Film Yarışmalarına katılan ve
belgesel/öncü/devrimci/konulu çalışmaları ilk kez seyirci karşısına çıkan genç
sinemacılar (çok daha doğru bir terim kullanmak gerekiyorsa özenci sinemacılar)
artan bir coşku ile “mücadele”yi sürdürüyorlar.
“Devrimcilerin sineması devrimci olabilmek için önce sinema alanındaki ‘Barış
içinde beraber yaşamaya’ya hayır demeli, kamerası ile Hollywoodlara ve
Yeşilçamlara savaş açmalıdır. Yeni sinemanın özü de biçimi de bu savaşta
saklıdır, bu savaşta gelişecektir.” (9)
Genç Sinema’nın amaç edindiği devrimci Yeni Sinema bir yerden sonra ve kesin
çizgilerle TSD’nin Yeni Sinema anlayışından ayrılmaya başlıyor. TSD’de bir kısmı
“yetişen” genç sinemacılar - sinemacı oluşlarını kendilerine kanıtladıktan sonra
- kameralarıyla eyleme geçiyorlar. Nedir ki bu eylem son derece kısıtlı kalıyor,
genç sinemacıların olanakları kadar kısıtlı. Amaç artık yeni sinema değil, tümü
ile politize bir sinemadır ve, gerçek ortadadır, bu genç sinemacılar henüz
politik bir sinema yapabilme durumunda değiller. Bundan başka, Genç
sinemacıların karşısına başka bir tehlike de çıkıyordu: diledikleri “yeni
sinema” ile uyguladıkları “habercilik” sineması arasındaki temel farktan doğan
sınırlandırmalar:
“Genç Sinema, bugün kuşkusuz siyasal niteliğini kısa sürede ortaya koymuş,
kendini bu yönden kabul ettirmiş durumdadır. Ama bir yeni sinema yaratma için
elbette yeterli değildir bu. Başka bir deyişle siyasal nitelik bir yeni sinema
olayının bütünü içinde bir parça, bir etken olabilir. Yalnızca sinema-göz
anlayışını sürdüren başarılı bir haber, aktüalite filmciliği ile
yetinmeyecektir. Türk Genç Sineması, yetinmemelidir.” (10)
Başka bir deyimle, TSD’nin organı “Yeni Sinema” Genç Sinemacılara salt bir
siyasal/belgesel eylemle yeni sinema arayışına fazla bir etkide
bulunamayacaklarını hatırlatır gibi oluyordu.
Notlar:
6 - Sungu Çapan, Yeni Ufuklara Doğru, İkinci Hisar Yarışması, Yeni Sinema, sayı
19/20, Haziran/Temmuz 1968
7 - Genç Sinema’dan, Genç Sinema, sayı 1, Ekim 1968
8 - Bildiri, Genç Sinema, sayı 1, Ekim 1968
9 - Tanju Akerson, Sinemada Barış İçinde Beraber Yaşamaya Hayır, Genç Sinema,
sayı 2, Kasım 1968
10 - Tanju Akerson, Artık Bir Genç Sinema Var, Yeni Sinema, sayı 28-29,
Mart/Nisan 1969