Demiryolcunun Günlüğü
Yaşlı bir demiryolu görevlisinin ve ailesinin hikâyesi... Tren yolunun
sağlamlığını keskin hisleriyle herhangi bir modern bilgisayardan daha iyi
kontrol edebilen ihtiyar demiryolcunun erkek torunu yatılı okula gitmek üzere
evden ayrılır
Garip ile Sanem
Filmde 11. yüzyılda Karahanlılar dönemine ait Garip ve Sanem adındaki iki gencin
gerçek sevgi ve aşk hikâyesi anlatılır
May-Maiti'nin Rüyası
Futbol oynayan bir grup Uygur çocuğunun hikâyesi… Şavey köyü uzun yıllar boyunca
futbola olan düşkünlüğüyle tanınmıştır. Köydeki bütün insanlar çok iyi futbol
oynamaktadır
Teşekkür Ederim (Rahmet)
Kazak yönetmeni Enver Raybayev’in yönettiği hareketli bir güncel komedi olan
filmin hikâyesi, bir 31 Aralık günü başkent Ufa’da işadamı Azat Ziganşin’in
başından geçen olaylar üzerine kurulmuştur
Kartallar (Berketyar)
Filmde, Kazan’da yaşayan, emekli olmanın verdiği sıkıntıyı içine sindiremeyen,
hayatlarının sonuna yaklaşmış üç yaşlı adam arasındaki dostluk ilişkileri ve
onların garip hayat hikâyeleri anlatılıyor
Bibinur
Çok uzak bir Tatar köyünde Bibinur adında ihtiyar bir kadın yaşar. Bibinur bir
gün bir rüya görür. Rüyayı bir sonraki Cuma gününe kadar hayatını kaybedeceğini,
o güne dek bütün borçlarını ödemesi gerektiği şeklinde yorumlar
Gelin
Öyküsü İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkmenistan’da geçen filmde, kocasını
cepheye göndermiş bir kadının hayatı konu ediliyor. Bir çölün ortasında ıssız
bir bölgede ihtiyar kayınpederi Anna Ağa ile yaşayan Oğulgeyik, eksilmeyen bir
umutla kocasının ceph
Ebu Reyhan Biruni
Film, Harezmli büyük bilgin, astronom, tarihçi, matematikçi, jeolog, botanikçi
ve coğrafyacı Ebu Reyhan Biruni’nin doğumunun bininci yılına ithaf edilmiştir.
Olaylar kadîm ve özgün bir kültüre sahip olan Harezm şehrinde geçer
Sevgi Serabı
Kırgızca adı “Muhabbet Destanı” olan filmde, Ortaçağ’da Kırgız topraklarında
yaşayan bir ressamın meşakkatli hayatı ve sanat olarak yaratıcı dünyası
anlatılmaktadır
Yaz Günlerinin Hazan Yaprakları
Şemsi yetenekli bir öğretmendir. Ama uzak bir köye tayin edilir ve köydeki
okulun müdürü olur. Filmde olaylar bu uzak dağ köyünde geçer
Ölsem... Bağışla!
Hüzünlü bir aşk hikâyesinin konu edildiği filmde olaylar, İkinci Dünya
Savaşı’ndan bir yıl sonra Bakû’de geçer
40. Kapı
Filmin hikâyesi Azerbaycan toplumu için zor bir dönem olan 1990’lı yılların
başlarında geçer. 14 yaşındaki Rüstem, başkent Bakû’ye kırk kilometre uzakta bir
köyde annesiyle yaşamaktadır
Karakum
Türkmenistan sinemasından kayba ve dostluğa dair bir film. Karakum babasına
ulaşmaya çalışan Alman bir çocuğun hikayesini anlatıyor.
Melekçik Mutluluk Getirir
Usman Saparov’un filmi İkinci Dünya Savaşı öncesinde barış içinde yaşamakta olup
savaşla birlikte aniden hayatları alt üst olan ve yerlerinden edilen Alman
göçmenlerin hikâyesini anlatıyor
Uçan Kuşların Gözyaşları
Cepheden firar eden İsmail, gizlice köyüne gelir. Karısı Seyde asker kaçağı
olmanın ihanet olduğunu bilir ama İsmail onun kocası, henüz sütten kesilmemiş
oğlu Amantur’un da babasıdır
Delikanlı
On iki yaşındaki İlham adlı bir çocuğun hayatı… Duyarlı bir öyküyü yansıtan
filmde yaşadığı dünyayı, sosyal çevresini yeni tanımaya başlayan, gözlemleyen,
dinleyen, zaman zaman isyan eden, ailesi ve okuluyla, en çok da çevresindeki
sevgisiz dünyayla mücadelesi
Yurt
Mevsimler gelir, mevsimler gider… Ubay koyunlarıyla birlikte çadırında sâkin bir
hayat sürmektedir. Bir gün Ubay’ın oğlu çadırına bir televizyon getirir. Sanki
dünya Ubay’ın çadırına gelmiştir
Arşın Mal Alan
Arşın Mal Alan, Azeri besteci Üzeyir Hacıbeyov imzalı 1913 tarihli komik ve
romantik operetten esinlenerek çekilmiş bir film
İpek Kız
İpek Kız, on altıncı yüzyıla ait bir Kazak halk destanıdır ve Kazakların
birbirleri arasında yaşadıkları gaddarca kan davaları yüzünden acı çektikleri
söz konusu dönemi anlatmaktadır
Mustafa Şokay
Genç Akordiyoncu (1994) isimli tanınmış filmin yönetmeni Satybaldy, Shokay
isimli filminde Kazak milli kahramanı Mustafa Şokay’ın hayatını ve kaderini
anlatıyor
Program
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
Kongre ve Kültür Merkezi
Tel: 0(222) 239 37 50
Web: www.ogu.edu.tr
Anadolu Üniversitesi
Kongre Salonu
Tel: 0(222) 335 05 80
Web: www.anadolu.edu.tr
ESKİŞEHİR’DE TURKUAZ SİNEMA GÜNLERİ BAŞLIYOR…
Eskişehir, Türk dünyası sinemasına ve dünyaca ünlü sinemacılara ev sahipliği
yapacak.
24-27 Şubat tarihlerinde Eskişehir Türk Dünyası Kültür Başkenti faaliyetleri
çerçevesinde, Eskişehir’de Uluslararası Turkuaz Sinema Günleri düzenleniyor.
Eskişehir Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı tarafından organize edilen
etkinlikte Türk dünyası coğrafyasından seçme 20 film gösterilecek, ayrıca sinema
ve kültür dünyasını temsilen yurtdışından 20, yurtiçinden ise 50 konuk
ağırlanacak.
Eskişehir’de gerçekleşecek olan Turkuaz Sinema Günleri süresince aynı zamanda
atölye ve paneller de yer alacak. Türkmen sinemasının büyük ismi Hocakulu
Narlıyev, sinemada senaryo kurmak üzerine senaryonun muhteviyatı hakkında
‘Senaryo Hikayeleri’ başlıklı bir atölye düzenleyecek. Mimar Sinan Güzel
Sanatlar Üniversitesi Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-TV Merkezi’nden öğretim üyesi
Yüksel Aktaş, sinemada makyajın sırlarını işleyeceği bir ‘Makyaj Atölyesi’
yapacak. Kırgız sinemasının büyük yönetmeni rahmetli Tolomuş Okeyev’in kızı
Alima Okeyeva’nın katılacağı panelde ‘Tolomuş Okeyev Sineması’ enine boyuna ele
alınacak. Türkçe konuşulan coğrafyalardan gelen konukların katılacağı ‘Türk
Dünyası Sineması’ başlıklı panelde ise Türkçe konuşulan toplulukların ortaya
koyduğu sinemanın mevcut durumu, sorunları ve geleceğe dönük çözümleri ve
işbirliğine dönük imkanları masaya yatırılacak.
Turkuaz Sinema Günleri çerçevesinde ayrıca bir de sergi düzenlenecek. Sergi
‘Türk Dünyası Sinemasından Kareler ve Portreler’ başlığını taşıyor. Sergide Türk
dünyası sinema tarihine bir yolculuk yapılarak, bu dünyayı meydana getiren
ülkelerde çekilen filmlerden sahneler ve bu coğrafya sinemalarının önemli
sanatçılarının portreleri sinema ilgililerinin alakasına sunulacak. Programda
dağıtılacak olan Prof. Tevfik İsmailov’un yazdığı ve MSGSÜ Güzel Sanatlar
Vakfı’ndan yayınladığı üç ciltlik ansiklopedik ‘Türk Cumhuriyetleri Sinema
Tarihi’, bu ülkelerin Sovyetler Birliği döneminde yaptıkları filmleri, sinema
hayatını, yönetmenleri ve genel olarak sanatçıları ele alan ama bu dönemin
öncesi ve sonrasına da değinen bir eser olarak göze çarpıyor.
Uygur Sinemasını temsilen gelen konuklar
Programa biraz erken gelen Çin Uygur Özerk Bölgesi’nden yönetmen ve eski
Tanrıdağ Uygur Sinema Stüdyoları yöneticisi Firdevsi Azizi, mutlaka Türkiye’yle
sinemasal işbirliği yapılmasının önemine vurgu yapıyor. Her iki toplumun ortak
kültürel değerlerinden hareketle, ortakyapımların çok verimli bir şekilde ortaya
konabileceğini, ilk olarak da tarihi şahsiyetlerin bu çalışmalarda ele
alınabileceğini ileri sürüyor. Bunun için de fon anlamında kaynak yaratılmasının
önemli olduğunu ve her iki bölgedeki stüdyo ve plato imkanlarının gözden
geçirilmesi gerektiğine inanıyor.
Festival Direktörü İhsan Kabil, Turkuaz Sinema Günleri’nin hedefleri konusunda
şunları söylüyor: “Gerçekten de bunu diğer Türkçe ve lehçelerinin konuşulduğu
bölgelere uyarladığımızda nasıl bir sinemasal ve kültürel potansiyelin ortaya
çıkarılabileceğinin, hayata geçirilebileceğinin hayalini bile kurmak insana
heyecan veriyor. Ortak kültürümüzün insani değerlerinin işleneceği, özel bir
dilin ve estetiğin kurulacağı nitelikli bir sinema ortamı ve bunun yanısıra
dağıtım ve sektörel işbirliğinin gerçekleştirileceği bir endüstriyel ve iktisadi
çerçevenin, Türkiye’de festivaller de dahil olmak üzere sinema ortamına yeni
alanlar, normlar ve kimlik temelinde bambaşka bir canlılık ve verimlilik
getireceği ortadadır.”
Dünyanın çok renkli kültürel zemininde bulunduğumuza işaret eden İhsan Kabil,
daha sonra şu bilgileri veriyor: “Kültürel olarak ilişkide olduğumuz Ortaasya
coğrafyası ve İslam dünyasıyla gerçekleştireceğimiz sinema sahasındaki
işbirlikleriyle, tüm dünyaya insanlık tarihinde ortaya koyduğumuz medeniyet
anlayışımızın çeşitli donelerini estetik bir yaklaşımla sergilemek, içinde
yaşadığımız sorunların giderilmesinde sanatın dilini kullanarak çözümlere dair
ipuçları sunmak sinemanın işlevleri bakımından da yerinde veriler olarak
görülebilir.”
Turkuaz Sinema Günleri etkinliğinin organizasyonu ise Hazar Film tarafından
gerçekleştiriliyor. Hazar Film, daha önce de Az Gelişmiş Ülkeler Film Festivali
ve Gelişen Ülkeler Film Festivali gibi etkinliklere imza atmıştı.
Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti faaliyetleri çerçevesinde
düzenlediğimiz Uluslararası Turkuaz Sinema Günleri, kültürel akrabalık içinde
bulunduğumuz geniş coğrafyadaki Türkçe konuşan toplulukları kapsıyor. Sinema
günlerinde seçme yirmi filmi sunmayı amaçladığımız ülke ve bölgeler, Kazakistan,
Azerbaycan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Tataristan, Başkurtistan ve
Çin Uygur Özerk Bölgesi. Filmler, bu ülkelerin tarihlerini, dramını, mizahını ve
günümüzdeki konumlarını estetik sinematografik niteliklerle yansıtıyor.
Programda, bu ülkelerden önde gelen yönetmenler ve resmi sinema kurumu
temsilcisi yirmi konuk, Türkiye’den de sahasında uzman elli kadar sinema insanı
konuk olarak bulunacaklar.
Turkuaz Sinema Günleri kapsamında ayrıca Türk dünyası sinemasının çeşitli
veçhelerini ele alan atölye ve paneller tertip ediliyor. Atölyelerin içerikleri
senaryo hikayelerini ve sinemada makyaj konusunu ele alırken; paneller,
Kırgızistan’ın ve Türk dünyası sinemasının en büyük yönetmenlerinden Tolomuş
Okeyev’in sinema anlayışını ve Türk dünyası sinemasının bugünkü ve gelecekteki
durumları ve işbirliği imkanlarını irdeleyecek. Günler çerçevesinde ayrıca bu
coğrafyada çekilen filmlerden sahnelerin yer aldığı ve yönetmen ve sanatçıların
fotograflarının paylaşıldığı ‘Türk Dünyası Sinemasından Kareler ve Portreler’
sergisi yapılıyor. Programın bir diğer etkinliği kitap dağıtımı şeklinde
gerçekleşecek. Prof. Tevfik İsmailov’un Türk dünyası sinemalarını tarihi bir
perspektifle incelediği üç ciltlik ansiklopedik eser ‘Türk Cumhuriyetleri Sinema
Tarihi’ sinema günlerine katılan konuklara sunulacak.
Gösterim ve diğer etkinliklerin hayata geçeceği Uluslararası Turkuaz Sinema
Günleri’nin açtığı yolda, Türkçe ve lehçelerinin konuşulduğu bölgelerdeki
sinemasal ve kültürel potansiyelle ortak kültürümüzün insani değerlerinin
işleneceği, özel bir dilin ve estetiğin kurulacağı nitelikli bir sinema
ortamının doğacağı bir gerçektir. Bunun yanısıra dağıtım ve sektörel
işbirliğinin gerçekleştirileceği bir endüstriyel ve iktisadi çerçevenin,
Türkiye’de festivaller de dahil olmak üzere sinema ortamına yeni alanlar,
normlar ve kimlik temelinde bambaşka bir canlılık ve verimlilik getireceği de
ortadadır.