Film

Fotoğraf makinesinin icat edilmesi, ilk kez her türlü nesnenin aslına uygun görüntüsünün kısa sürede elde edilmesini sağladı. Bu icat optik ile kimyanın bileşimi sonucunda gerçekleştirildi. Güneş'in görüntüsünün bir perdeye düşen izdüşümü, İ.S. IX. Yüzyılda Arap gökbilimcileri tarafından (onlardan önce de Çinliler tarafından) incelenmişti. XVI. yüzyılda Canaletto gibi İtalyan ressamları düzgün çizim yapmalarına yardım eden mercekler ve camera obscura (karanlık kutu) gibi araçlar kullanıyorlardı. Alman anatomi profesörü Johann Heinrich Schulze, 1725'te, cam şişe içindeki gümüş nitrat çözeltisinin güneş ışığı altında kaldığında siyah renge döndüğünü fark etti. 1827'de, metal bir levhanın ışığa duyarlı bir maddeyle kaplanmasıyla, ilk kez bir nesnenin kalıcı görsel kaydı gerçekleştirildi.

Fotoğrafın icadı, 'Camera Obcura' içerisinde ışığa duyarlı kimyasalların, ışığı kaydetmeye uygun olduğunun anlaşıldığı zamana dayanır. İlk olarak uzunca bir süre fotoğraf filmlerinde taban olarak cam kullanılmıştır. 1870'li yılların ortalarına doğru gümüş bileşiklerinin jelatin taban üzerinde kullanımıyla, cam negatiflerde olan problemlerin çoğu çözüldü.

1889'da, Amerika'da Eastman Kodak taban olarak cam yerine selüloit (selüloz nitrat) bir taban kullandı ve böylece rulo halindeki filmi makineye takma olanağı doğdu. Günümüzde yanan bir madde olan selüloit yerine, yanmayan bir madde olan selüloz asetat ve bazı durumlarda ise plastik kullanılmaktadır.

Filmler, görüntüyü sağlamak için ışığa karşı duyarlı hale getirilmiş malzemedir. Bu malzemeler, objektiften geçen görüntünün kalıcılığını sağlamak amacıyla saydam bir taşıyıcı üzerine sürülmüş ışığa karşı duyarlı (jelâtin içerisine emdirilmiş gümüş bileşiklerinden) maddeden oluşur. Filme ulaşan ışığın taşıdığı enerji, gümüş bromür (AgBr), gümüş klorur (AgCI), gümüş iyodür (AgI) tuzlara aktarılır. Böylece ışık düşen bölgelerdeki gümüş-tuzu molekülleri arasındaki bağlar koparken; ışık görmemiş bölgelerdeki bileşikler aynen kalır. Bu aşamada, duyar kartta oluşan gözle görülmeyen bir tür elektro kimyasal görüntüye gizili (hayali) görüntü adı verilir. Bu hayali görüntü daha sonra geliştirici (Geliştirme banyosu) aracılığı ile görünen görüntü haline dönüşür.

Genellikle filmler başlıca üç tabakadan meydana gelirler. Elastik, yanmaz ve saydam bir malzeme olan selüloz triaset veya asetat-butirattan yapılan taşıyıcı taban; ışığın film baskı plakasından yansıyarak, ikinci bir görüntünün oluşmasını engellemek amacıyla sürülen, suda çözünebilir bir boya olan ağılönler (antihole) katmanı ve içinde gümüş bileşiklerinin bir süspansiyon şeklinde dağıldığı jelatin katmanı ya da duyarkat. Bu katlar dışında, jelatinin taşıyıcı tabana daha rahat tutunmasını sağlayıcı katmanlar ve filimin dış fiziksel etkilere dayanırlığını artırmak amacıyla sürülen koruyucu/sertleştirici katmanlar da bulunur.

Filmleri çizik, sıyrık vs. gibi dış etkilerden korumak düşüncesiyle duyarkatın üstü sertleştirilmiş jelatinden yapılmış bir koruyucu tabaka bulunur. Jelatin hayvanların postları, tırnakları ve kemiklerinden yapılan, ılık ve özellikle sıcak suda kolaylıkla eriyen fakat soğuk suda erimeyip pelte haline gelme özelliğine sahip bir maddedir. Jelatin soğultulduğunda tekrar sertleşerek eski halini alır. Film tabanı (taşıyıcı) olarak kullanılan malzeme günümüze değin camdan selüloit denilen şeffaf malzemelere kadar gelişim göstermiştir.

Cam tabanların ağır ve kırılabilir olması çok yer kapsaması pratikte bir çok aksaklıklar doğurduğundan ilk olarak Kodak cam yerine Selüloit şerit kullandı bu şeritlerin kullanılması ile rulo filmler amatör fotoğrafçılıkta büyük ilgi görerek fotoğrafın gelişmesinde önemli bir rol oynadı. Selüloit maddenin yanıcı olması nedeniyle film tabanı olarak günümüzde asetatlı Selüloz şeritler kullanılmaya başlandı. Diğer bir tabaka olan emülsiyon sürülmüş tabakada da teknolojik gelişmeler bağlı olarak gelişmeler olmuştur. Emülsiyon tabakası görüntüyü oluşturan bölüm olup gümüşün Bromür, Klorür ve İyodürle bileşimleri ve emülsiyonu tabana yapıştırma görevi gören jelatini kapsar. Fotoğrafçılıkta kullanılan gümüş bileşiklerine gümüş halürleri denir. Gümüş Bromür ve Gümüş İyodür ihtiva eden bu tabaka ışığa karşı duyarlı olduğundan renk ve ışık durumlarına göre görüntüyü (hayali) oluştururlar. Filmlerin emülsiyon sürülü olan yüzleri met diğer yüzleri ise parlaktır.

İnsan gözü cisimleri aydınlatan ışığın renk sıcaklığındaki bir miktar değişime karşılık o cisimleri hep aynı renkte görür. Bir başka ifadeyle gün ışığında gördüğümüz renkteki bir cismi yapay ışıkta da hemen hemen aynı renkte görürüz. Filmler ise renkleri, üretilen filmin kelvin derecesine bağlı olarak görürler. Bir başka ifadeyle üretici firma uygun aydınlatmaya uygun film üretirler dolayısıyla doğal ışıkta kullanılacak film ile yapay ışıkta kullanılacak filimin özellikleri birbirinden farklıdır.

Fotograf makinesine bir delik, bu deliğe takılan bir lens veya objektif yoluyla giren görüş açısında bulunan konu üzerindeki ışık yansımasını saptamak için kullanılan üzerinde ışığa karşı duyarlı emisyon tabakası bulunan, üreticinin kullanılan makinelere göre ölçülerini ve uzunluğunu belirlediği, selüloz nitrat veya selüloz asetat maddelerden üretilen tabakaya film denir.





Microscopic view of Kodak TMAX 400-2 Film Emulsion

Koruyucu Jelatin Tabakası
Kullanma sırasında dış etkilerin emisyonu çizmesini engellemek ve sıvı ile temas ettiğinde akmasını önlemek amacıyla üstü saydam bir jelatin tabakasıyla kaplanır. Jelatin maddesi hayvanların kemiklerinden yapılan sıcakta eriyen, soğukta sertleşen şeffaf bir maddedir. Jelatin emülsiyon üzerindeki duyar katı taşır. Ve gümüş bileşiklerinin sıvı içerisinde bozulmadan banyo edilmesini sağlar.

Emülsiyon
Gümüş elementinin bromür, iyodür ve klorür ile birleşmesi sonucu elde edilen ışığa karşı duyarlı tabakadır. Filmlerde kullanılan gümüş bileşimlerine kısaca gümüş halürleri denir. Bu bileşimler gümüş nitrat veya gümüş asetatın potasyum bromür, potasyum klorür ve sodyum iyodürle birleşmesinden elde edilir.

Bromürlü Emisyonlar
Işığa karşı çok duyarlıdır. Cam, film ve baskı kağıtları bromürlü emisyonlardan yapılır.

İyodürlü Emisyonlar
Işığa karşı az duyarlıdırlar.

Klorürlü Emisyonlar
Işığa karşı orta derecede duyarlıdırlar. Tab kağıtlarında kullanılır.

Kloro-Bromürlü Emisyonlar
Hem baskı hem de agrandisman işlemlerinde kullanılırlar. Işığa karşı bromürlü emisyonlara oranla az klorürlü emisyonlara oranla çok duyarlıdırlar.

Düzeltici Tabaka
Altlığın üzerinde bulunan emisyon banyosunun etkisiyle yumuşar ve şişer, bu burada koruyucu jelatin tabakası da büzüldüğü için filmin kıvrılmasına neden olur. Bu olayı önlemek için altlığın arkasına sürülen ayrı bir jelatin tabakasınadüzeltici tabaka denir. Esnek, yanmaz ve saydam bir madde olan selüloz- tri asetat ve poli etilenden yapılmış taşıyıcı tabandır.

Boya Tabakası (Antihalo)
Emisyon içinden geçip altlığa bir açı yaparak çarpıp yansıyan ışıklar tekrar emisyona girerek zahiri bir görüntü oluştururlar. Bu durum iki ayrı görüntü oluşmasına ve flulaşmaya neden olur. İstenmeyen bu durumu önlemek için altlığa çarpacak ışığı emecek bir boya tabakası eklenir. Buna entihalo tabakası denir. Bu tabaka bazı filmlerde siyah bazılarında mor veya yeşildir.

Anti halo tabakası, ışığın film tabanından yansıyarak ikinci bir görüntü oluşturmamasını sağlar. Film, objektiften geçen görüntünün kalıcılığını sağlamak amacıyla saydam bir taşıyıcı, üzerine kaplanmış ışığa duyarlı maddeden oluşur. Duyarkat ,içerisine emdirilmiş gümüş bileşiklerinden oluşup, ışığa duyarlı maddedir. Bu ışığa duyarlı gümüş bileşikleri çok küçük olup, 1mm de bir milyon kristal ya da gren bulunur. Emülsiyon üzerindeki ince jelatin kaplama emülsiyonun zarar görmesini önler. Ayrıca filmin banyo sırasında ve kurutma esnasında kıvrılmamasına yardımcı olur. Kullanılmamış filmde görülen sarımsı veya gri renkli yüzey ışığa duyarlı tabakaya ait gümüş bileşikleridir.

Altlık
Üzerine emisyonun sürüldüğü tabakadır. Altlık, saydam olup ışığı kesmemelidir, banyodan etkilenmemelidir ve dış etkilere karşı dayanıklı olmalıdır.

Cam Altlıklar
Fotoğrafın çekildiği ilk yıllarda negatif emisyonlar için cam altlıklar kullanılıyordu. Bugün kolayca kırılabilmesi, ağırlığı ve fazla yer kaplaması gibi dezavantajlarından dolayı kullanılmamaktadır.

Kağıt Altlıklar
Baskı ve agrandisman işlerinde kullanılan emisyonları taşımak için yapılırlar. Su geçiren ve geçirmeyen çeşitleri vardır. Su geçirmeyen kağıtların altına çabuk yıkama ve kurutmayı sağlamak için reçineli bir tabaka sürülmüştür. Bu nedenle seri işlerde kullanılırlar.

Film Altlıklar
Selüloz asetat ve selüloz nitrat olmak üzere iki türlüdür. Selüloz nitrat, yanma noktası çok alçak olduğundan çok çabuk ateş alır. Selüloz asetatın ise yanma noktası çok yüksek olup yanmaz bir madde olarak tercih edilir.