Deneysel Fotografi Sergisi Üzerine

Ülkemizde, süregenlik kazanan deneysel fotografi gösterilerinden belki en önemlisi "Deneysel Fotografi Öğrenci Çalışmaları Sergisi" dir. Bu etkinliği, henüz oluşum aşamasında olan entellektüel fotografi kültürümüzün önemli göstergelerinden biri olarak değerlendirmek zorunludur.

Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotograf Bölümü Sanat Fotografı Sanat Dalı'nın çabalarıyla 1989 yılından bu yana, belirli aralıklarla gerçekleştirilen geleneksel "Deneysel Fotografi Öğrenci Çalışmaları Sergisi"nin üçüncüsü 4 -34 Ekim 1996 tarihleri arasında Emlak Bankası Beyoğlu - Tünel Sanat Galerisi'nde izlenime sunuldu.

"Türk fotografi sanatı içinde deneysel fotografinin gelişim aşamalarını saptamak, toplumumuza sunmak deneysel fotografinin etkileşimini belirlemek, çağdaş yorumlara varmak, fotografi gibi marjinal alanlarda çağdaş sanat ortamının oluşmasını sağlamak ve onu desteklemek, eğitim kurumları dışında kalan sanat düzeyine seslenerek; yarının genç sanatçıları için uygun bir kültür/sanat ortamının hazırlanabilmesine yardımcı olmak ve onlara kamuoyu önüne çıkabilme olanağını ülkemizde 1980'li yıllardan başlayarak pozitif gelişme gösteren deneysel fotografinin sanat eğitimi sürecine gereksinim duyduğunu vurgulamak, fotografinin sanatsal bir disiplin olarak kabul görmesinde öncü rolü olan çok yönlü deneyselliğe kitlenin ilgisini yoğunlaştırabilmek" amaçlarına yönelik olarak düzenlenen "Deneysel Fotografi Öğrenci Çalışmaları Sergisi" 'nin üçüncüsünün ana teması-önceki sergilerde olduğu gibi imgenin izleyici ile dolaysız ilişki kurma çabasına dayalı "öz portre" dir.

Kültürümüzde mekanın kullanımı ve mekan düzeni ile bağlantısı olan öne yönlenme yada imgenin izleyici ile dolaysız ilişki kurması, üçüncü sergide de baskın plastik öğe olarak ortaya çıkmış olması; bu öğenin "Deneysel Fotografi Öğrenci Çalışmaları Sergisi" nde süreklilik göstermeye başladığının belirtilerini taşıyor.

Bu sergide de geçmişte olduğu gibi soyut dışavurumcu ve eleştirel gerçekçi tavırlı çalışmalar sürmekte. Evren Güngör, 1800'lü yıllarda kullanılmış "Güneş Baskısı (Gum Dichromate)" yöntemiyle gerçekleştirdiği her 3 çalışmasında da çözümsel (analitik) kübizme gönderme yapmakta, Arzum Ekşioğlu 18x13 cm boyutlarındaki öz portre baskılarından oluşturduğu üç boyutlu kütleyi yakarak fotografik gerçekliğin "yokoluş"unu ya da fotografide her türlü betimlemenin bir yalan olduğunu anımsatmaktadır. Çetin Ergand bireyin kendini tanımada çektiği zorluğu Aytaç Öztürk ve Nesrin Kadıoğlu içsel çelişkileri, Mehmet Ali Sağbili bir yaşam öyküsünü belgesel/deneysel birlikteliği içinde işliyorlar.

Sergide, fotografinin sınırlarının zorlandığı, yaratma eylemi içinde fotografinin "araç" olarak kullanıldığı ancak tüm manipulasyonlara rağmen yine de ışığa duyarlı malzemenin sunduğu çerçeve içinde kalındığı çalışmalar serginin büyük bir bölümünü kapsamaktadır. Bu tür çalışmalar, ışığa duyarlı siyah/beyaz fotografik malzeme üzerinde farklı yöntemlerle oluşturulan renk çözümleme sonuçlarını içermesi ve eğitimde deneysel fotografinin araştırmacı yönünü vurgulanması açısından ayrıca önem taşımaktadır. Bu bağlamda Günizi Çakılcıoğlu, Temmuz Arşiray, Hamza Hocaoğlu ve Nihal Gündüz'ün çalışmaları dikkate değer örneklerdir.

Bu sergide çalışmaları bulunan öğrencilerin tümünün üst düzey sanatçılar olmaları doğal olarak beklenemez. Bu durumda ileriye dönük, atılıma açık, yeniliği kendine ışık edinmiş, hoşgörülü insan yetiştirmek; eğitimin ve bu serginin bir diğer önemli amaçlarından biri olmaktadır.