1974 yılından önce Yenimahalle semtinde otururken, babam
Tayanç Çölaşan
Seyran Sinemasında
akşam matinelerinde makinist olarak çalışırdı. Ben de bu nedenle o dönemin bütün filmlerini defalarca
seyretme imkanı bulurdum. 1974 yılında Küçükesat'a taşındık. Babamın
makinistliği bitti ama benim sinema tutkum bitmedi.
Sinemaya gitmek için ailemin zor durumdaki ekonomisiyle boğuşurdum. 75'den sonraki yıllar ekmeğin karneyle
verildiği dönemlerdeki gibi hani o yağ kuyruklarının yaşandığı dönemlerdi. Ama sinemalar tıklım tıklım
olurdu bilet bazen bir sonraki seansa veya ertesi güne bulunabilirdi.
O dönemlerde bölgenin en iyi sineması AKÜN Sinemasıydı. Ben ve arkadaşlarım orada film seyretmenin keyfini
yaşamak için çabalardık. Diğer sinemalardan biraz pahalıydı. En yeni filmler ilk AKÜN sinemasına gelirdi.
Bir filme gitmek için ailemizden para alsak bile diğerine vermezlerdi. Biz de komşulardan gazete toplar,
gazeteleri hurdacıya satar gereken parayı bulunca doğru sinemaya koşardık. AKÜN Sinemasına herkes iyi
giyimli gelirdi, o dönemin zenginleri ve tabii kızlar da. Orada olmak için bir çok nedenimiz vardı.
En güzel elbiselerimizi giyer giderdik. O dönem anarşi yıllarıydı. Solcular sola, sağcılar sağa otururdu.
Ama belki sinema, belki de Akün sanki büyülü bir ortamdı ki film başlayınca ne sağ kalırdı ne de sol.
Büyüdüm... Bir meslek sahibi oldum... Sinema...
Bu gün 23 Mayıs 2002, AKÜN sinemasının son seansı yapıldı. O ilk yıllarındaki tıklım tıklım dolu olan günleri gibiydi.
AKÜN sinemasının açılışındaki ilk seansta gösterilen "Hababam Sınıfı" gösterildi. İnsanlar çocuklar
gibi gülüyordu, sanki filmi ilk defa seyrediyorlardı. Ben de öyle. Heyecanlandım, sevindim, güldüm.
Benim gibi bir çok kişinin de gözleri doldu...
AKÜN Sineması görevini yaptı.
AKÜN Sinemasının sahibi bir tüccar değil bir eğitmendir.
Teşekkürler AKÜN.