Kısa süre önce Moskova'da Sergei Eiseinstein'in Montaj adlı kitabı yayımlandı. Kitabın "Sonuç Yerine"
başlıklı bölümünde Eiseinstein şöyle diyor: "Oyuncunun rolünü oynaması. Müzik ve seslerin armonisi.
Boyut ve renklerin uyumu. Görüntü ve fikirlerin kaynaşması...
Bütün bunlar görsel bir sanat olan sinemanın ortaya
çıkmasında kullanılan esas vasıtalardır. Aralarında benzerlik aranmaz. Bu
olayları bir araya getiren, filmin ortaya çıkmasında son noktayı koyan,
montaj olayıdır!"
Eiseinstein'in montaj teorisi, uzun ve çelişkili arayışların
sonucunda ortaya çıkmıştır. 1920'lerde Eiseinstein ve Pudovkin'in ortak
anlayışlarına göre, fikirlerin soyutlanması, gerçekçiliğin manasının
kavranması, sanat temsillerinin seçilmesi ve oluşturulması için en uygun
vasıta olan montaj, sinema sanatına özgü bir özelliktir.
Lev Kuleşov ilk defa "montaj" kelimesini Vestnik
Kinematografi (Sinema Haberleri) dergisinde, "Sinemada Sanatçının
Görevleri" adlı makalesinde kullanmıştır: "Üzerine harfler yazılarak
dağıtılmış ayrı küpleri bir araya getirerek, kelime veya cümle kuran
çocukların yaptığı gibi, yönetmen de filmi yapmak için ayrı, birbirleriyle
ilgisi olmayan, farklı an ve günlerde çekilmiş parçaları bir araya
getirerek, dağınık pozları en uygun, anlamlı, eksiksiz ve düzenli bir
şekilde sıralamalıdır. Bu da filmin montajını anlatan en basit, en ilkel
şemadır..."
1918'de Kuleşov, kendisinin belirttiğine göre, içinde
"montaj teorisi"nin şekillendirildiği "Mühendis Pryat'ın Projesi" adlı ilk
filmini yapmıştır. Kuleşov için montaj, pozların birbirine
yapıştırılmasından çok, sanatsal bir düşünce tarzıdır. Lev Kuleşov
tarafından sonradan "Kuleşov efekti" adı verilen montaj deneyi
yapılmıştır.
"Ben çektiğim sahneyi, aktör Mozjuhin'in ön planı olan
sahneyle ve diğer değişik sahnelerle yer değiştirdim (çorba tabağı, kız,
çocuk tabutu vb.), -diyor Kuleşov- arkasından ve önünden gelen sahneye
göre, bu bölümlerin değişik manalara geldiğini gördüm. Aynı karedeki insan
yüzü farklı ifadelere bürünüyor. İki ayrı sahnenin birleşmesinden yeni bir
mana, yeni bir temsil, bu sahnelerin hiç de ifade etmediği, üçüncü bir
anlam ortaya çıkıyordu. Bu keşfim, beni hayrete düşürdü. Bundan sonra
montajın ne kadar büyük bir güce sahip olduğunu kavrayabildim."
Bu keşfin arkasında, sinema sanatının o dönemde henüz
tanınmayan imkânları saklıdır. "Kuleşov efekti", Kuleşov'dan başka Pudovkin,
Eiseinstein ve diğer ustaların da dikkatlerini çekti. Şüphesiz
ki, hem arkasından yaptıkları sinema deneyleri, hem de sesli filmin
yapısını anlatan Eiseinstein'in "Dik Montaj" makalesi, Kuleşov deneyinin
esintilerini taşıyordu. Günümüzde ortaya çıkmış olan klip sanatı (modern
konulu filmlerde de yönetmenlerin sıkça faydalandıkları klip sanatı),
gerçekte Kuleşov'un deneylerini yaptığı dönemden bu yana
kullanılmaktadır.
Eski Rus sinemasını ve ona mahsus, aktörlerin abartılı,
gayrı tabii oyun tarzını reddeden Kuleşov, sinemada oynayacak model (Kuleşov, yeni
sinemanın aktörleri için "model" tabirini kullanıyor) bir
takım kurallar belirlemiştir. Mister West'in Bolşevikler Ülkesindeki Maceraları (1924)
adlı filmde, oyunculara, doğuştan sahip oldukları yeteneklerini ve meslekî
becerilerini serbest şekilde kullanma imkânı sunmuştur. Bu filmi
seyrettiğimde, her sahnesinde, aktörlerin jest ve mimikleriyle, yönetmenin
iddia ettiği montaj ilkesinin uyumunun mükemmelliğini gördüm.
Kuleşov, 1929'da, Sinema Sanatı adlı kitabını yayımlamıştır.
Kitap, Kuleşov'un öğrencileri V. Pudovkin, L. Obolenski, S. Komorov ve V.
Fogel tarafından hazırlanan önsözle başlıyor. Önsöz şu cümleyle bitiyor:
"Biz film yapıyorsak, Kuleşov'un sinema sanatına yapmış olduğu katkılar
sayesindedir". 30'ların sonunda Kuleşov, hem Sinema Enstitüsü'nde (VGİK)
öğretmenlik yapıyor, hem de teori araştırmalarıyla uğraşıyordu. Kuleşov,
çalışma hayatında yaşadıklarını ve pedagoji alanındaki tecrübelerini
Yönetmenliğin Esasları adlı bir kitapta toplamış ve bu kitap bir çok dile
tercüme edilerek basılmıştır.
Vsevolog Pudovkin, Kuleşov'un öğrencilerindendir. Daha sonra
Kuleşov, Profesör Pavlov ile anlaşarak, Pudovkin'e Beyin Mekanizması
filmini yapma imkânı sağlamıştır. Çok geçmeden, Pudovkin aynı okuldan
mezun kameraman Golovnya ile birlikte dünya çapında ün yapmış Ana filmini
çekmiştir. Bunun yanında, yazdığı teorik makaleleriyle Pudovkin, sinema
sanatının gelişmesine büyük katkılarda bulunmuştur.
"Yönetmen ve Sinema Malzemesi" adlı
makalesinde Pudovkin, "yönetmenin esas malzemesinin, içinde realite
unsurlarının (parçaları) yer aldığı film olduğunu" belirtmiştir. Filmin
parçalarını birbirlerine bağlayarak, pozların yerlerini herhangi bir
düzene göre değiştirerek, filmi kısaltıp uzatarak, yönetmen kendine göre
bir "beyaz perde" uzayı ve "beyaz perde" zamanı yaratır. Pudovkin,
yönetmenin gerçekçiliği bozmaması, bunun tersine, gerçekçiliği ortaya
çıkarmak için gerçeklerden (realiteden) faydalanması gerektiğini söylüyor.
Pudovkin yazısında şöyle der: "Bu işin en özgün ve önemli özelliği, gerçek
hayatta kaçınılmaz ve üstesinden gelinemez uzay ve zaman kavramlarının,
sinemada esnek ve uysal bir şekilde anlatılmasıdır. Yeni gerçekçiliğin
(realizm) yaratılması amacıyla, sinema gerçekçiliğinin unsurları
derlenmektedir". Ana filmi üzerinde çalışmalar bittikten sonra Pudovkin
Yönetmenin ve Sinemanın Malzemesi kitabını yazmıştır. Kitapta, yönetmenin
sinema sanatı ile ilgili teorik görüşleri ile tatbikî çalışmaları
birleştirilmiştir. Pudovkin, kitabında açıkça ve düzenli bir biçimde
montaj teorisini anlatmaktadır. Bu kitabın, sinema montajı uzmanlarının
yetiştirilmesinde önemli bir yeri vardır. Kitap birkaç Batı diline ve
Japonca'ya çevrilmiştir.
Filmin çekimi sırasında, Pudovkin her aktörle çok ciddi bir
şekilde ilgilenerek rollerinin en küçük detayının dahi mükemmel olması
için büyük gayret sarf etmiştir. Ana filminde oynamaları için Sanat
Tiyatrosu aktörlerinden V. Baranovskaya ve N. Batalov davet edilmişlerdi.
Senaryo üzerinde titiz çalışma, tiyatro aktörlerine rol verilmesi,
Pudovkin'in tarzını Kuleşov ve Eiseinstein'in tarzlarından farklı
kılmaktadır.
Pudovkin aktörleri seçerken, tipik bir görünüş arıyordu.
Kendisine göre, aktörlerin oyunculuk performansı, sinema sanatının görsel
ve teknik açıdan en önemli hammaddesiydi, filmi etkili bir sanat dalı
haline getiriyordu. Pudovkin'in yanında, fikirlerini paylaştığı ressam S.
Kozlovski ve kameraman A. Golovnya çalışmıştır.
Kaynak
Alla Zolotuhina
http://www.diyalogavrasya.com/turkce/k8.htm