ASSYRİSKA - Ulusu Olmayan Ulusal Bir Futbol Takımı




A National Team Without A Nation

Yapım Tarihi - 2005
Süre - 00:00:00
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe

Yönetmen - Nuri KİNO
Yapımcı - Nuri KİNO





Nuri Kino'nun büyük başarısı

İsveç'te yaşayan Midyat doğumlu Süryani sanatçı ve yönetmen Nuri Kino büyük bir başarıya daha imza attı.

Kuzey Amerika'da bu sene altıncısı düzenlenen Beverly Hills Film festivalinde Altın Palmiye ödülü yönetmenliğini Süryani Nuri Kino ile İsveç'li Erik Sandberg'in yaptığı "Ulusu Olmayan Ulusal Bir Futbol Takımı- ASSYRİSKA-A National Team Without A Nation" isimli belgesel çalışmasına verildi.

10 Nisan 2006 tarihinde Los Angeles'ta yapılan açıklamada, 40 filmin katıldığı festival 5 ve 9 Nisan 2006 tarihleri arasında Beverlly Hills'teki Clarity Tiyatro Salonunda yapıldı. Nuri Kino ve Eric Sandberg'in yapıtı 6 ve 8 Nisan tarihleri arasında gösterime sunuldu. 9 Nisan 2006 tarihinde yapılan ödül törenlerinde Nuri Kino'nun yapıtı bütün kategorileri içeren Altın Palmiye Ödülü ile ödüllendirildi. Jüri'nin filme ödül vermesinin sebepleri; filmin bütünündeki mükemmellik ve özellikle de filmin konusu olarak gösterildi. Nuri Kino ve Eric Sandberg'in yapıtı Kalp ve Gönüllerin Filmi olarak adlandırıldı. Altın palmiye ödülü her sene tek bir filme getirdiği mesaj ve uyandırdığı bilinç layık gösterilerek verilmektedir. Assyriska adlı belgesel yapıtı bu sene bu ikisini de başararak Altın Palmiye Ödülüne layık görüldü.

Beverly Hills Film Festivali başkanı ve yöneticisi sayın Nino Simone, gala gecesinde Altın Palmiye Ödülünü kazanan film olarak Assyriska filmini açıkladı. Assyriska filminin yönetmeni Nuri Kino hem kendisi hem de Eric Sandberg adına ödülü aldı ve kabul etti. Altın Palmiye ödülünü alan Nuri Kino gözleri yaşlı bir şekilde yaptığı açıklamada "İsveç'te yaşayan etnik kökeni farklı bir araştırmacı bir gazeteci olarak, gerçekleri söylememek suç değil fakat büyük bir günah olurdu. Süryaniler yüzyıllardır eziyet çektiler fakat şimdi tanınmayı hak ediyorlar. Bu ödülü Türkiye, Suriye, İran, Avustralya, Amerika, Avrupa ve yanan Irak'ta yaşayan Süryani kardeşlerimle paylaşıyorum" dedi.

*Assyriska Futbol Takımı İsveç'e göç eden Süryaniler tarafından kurulmuş ve kısa sürede elde ettiği başarılarla İsveç Birinci Futbol Ligine çıkmayı başarmış bir futbol takımıdır.


Mehmet Halis İş
Kenthaber / Midyat
12 Nisan 2006





Ulusu olmayan bir milli takım
Öyle bir futbol takımı hayal edin ki, dünya üzerinde 82 farklı ülkede, 4 milyonun üzerinde taraftarı olsun. Onlar kazandığında, Mardin'de bir kilisenin papazından, Irak'ta bir askere, Suriye'de ki bir çocuktan, dünyanın herhangi bir yerindeki en alakasız bir insana kadar, milyonların yüzü gülsün. Ve yine hayal edin ki bu takım, yok denecek kadar az başarıya sahip bir İsveç 2. lig takımı olsun. Oldu olacak kurucuları, futbolcuları ve taraftarlarının bir bölümü de hiç yabancı olmadığımız, bizden birileri olsun...

İsveç'te yanan Mezopotamya ateşi...

Biz bunları hayal ededuralım, birileri yaklaşık 35 yıl kadar önce gerçekleştirmiş bile. Buz Hokeyinin popülaritesinden dolayı futbolun üvey evlat olarak görüldüğü bir ülkede, her zaman dolu tribünlere oynayan bir takımdan, Assyriska'dan bahsediyorum. Bazılarınız, İsveç'te yanan, bu Mezopotamya ateşine, daha önce şahit olmuş olabilir fakat daha fazla futbolseverin, Assyriska'dan haberdar olması için, bu haftaki yazımı onlara ayırdım.

Assyriska Föreningen yani Asuri -Süryani Göçmenleri Derneği, başkent Stockholm'ün yakınlarındaki Södertälje kasabasında, 1971 yılında kuruluyor. Dernek kuruluşundan 4 sene sonra, yani 1975 yılında, futbol takımını kuruyor. Kulübün kurucuları, 1950'li yıllarda, yaşadığı toprakları terketmek zorunda kalan bir grup Iraklı,Türk ve Suriyeli Göçmen. Taraftarı ise, yine göçler sonucu dünyanın her bir köşesine yayılmış Süryani halkı.

Kısa bir tarih turu...

Konunun daha rahat anlaşılabilmesi açısından, kısa bir tarih turu atarak, bilgilerimizi pekiştirmekte fayda var. Kimine göre Süryaniler, kimilerine göre Asurlular.. Mezopotamya'da yeşeren bu uygarlığın geçmişi hakkında, üç farklı rivayet bulunuyor. Bunlardan ilki, Süryani halkının Aramilerden geldiğine dayanmakta. Buna da, Aramiler'e ait, Arapça'ya benzer harflerin oluşturduğu Aramca dilini kullanmış olmalarını kanıt olarak gösteriyorlar. Diğer rivayet ise, birçoğumuzun adını tarih kitaplarından hatırlayacağı, eski Mezopotamya uygarlıklarından Asurlular'ın torunları olduğu yönünde. Üçüncü rivayet ise, daha genel olarak eski Mezopotamya halklarının tümünü kapsıyor.

M.S. 37 - 43 yıllarında Hristiyanlığı kabul eden Mezopotamya halkları, Süryani adını alıyor ve bu din, ilk kez ülkemiz sınırlarında bulunan Antakya'dan, orta doğuya müjdeleniyor. Kısa sürede geniş kitlelere ulaşmayı da başarıyor. Mardin ise uzun yıllar Kilise Patrikliğinin merkezi olmasına rağmen, 1963 yılından itibaren, merkez, Şam'a taşınmak zorunda kalınıyor. Çünkü 1950'li yıllarda patlak veren olaylar, Süryani halkıyla birlikte, Kilise Patrikliğine de göçe zorluyordu. Bu olaylarla birlikte, Süryanilerin büyük çoğunluğu, yaşadıkları toprakları bırakarak, Avrupa'nın yolunu tutuyor...

Bu göçün nedenleri hakkında yazı yazmaya kalkarsam, inanın bu olay beni aşar. Tarihin kanayan yaralarından biri olan bu zorunlu göçün nedenleri, asıl konumuz nedeniyle bizleri şuan için hiç ilgilendirmiyor. Bizleri ilgilendiren, bu göç eden gruplardan, yolu İsveç'e düşen futbol tutkunları..

Assyriska'nın Hikayesi...

İşte Assyriska'nın hikayesi tam da burada başlıyor. 1974'de kurulan takımın kadrosu 1 kişi hariç tamamen Süryanilerden oluşuyordu. Yabancı bir futbolcunun takımda olmasının nedeni ise henüz Süryani bir kaleci bulamamış olmalarıydı. İlk resmi maçına 1975'te çıkan Assyriska, kısa zamanda dünya üzerinde yaşayan tüm Süryanilerin milli takımı haline geliyor ve 9700 kişilik stadı, her maç, tıklım tıklım dolmaya başlıyordu. Zaman ilerledikçe Assyriska'nın ünü yayılıyor ve sadece takımının bir maçını izleyebilmek için birçok süryani, ülkeler, hatta kıtalar arası, yolculuklar yapıyordu. Formasına, Kırmızı - Beyaz hakim olan Assyriska, bu renkleriyle, aslında ait olması gereken toprakların özlemini mi yansıtmak istemişti, bilinmez fakat o formanın, milyonlarca kişi için kutsal sayıldığı bir gerçek.

Radikal Bir Karar...

Takıma artan bu ilginin ardından, artık sportif başarının da gelmesi gerektiğini düşünen yöneticiler, 1990 yılında, radikal bir karar alarak, artık tüm oyuncularının Süryani futbolculardan oluşmayacağını, kadrolarını zenginleştirmek adına, takıma transfer yapabilecekleri açıklamasını yapıyor ve Superetten, yani 2. Ligde mücadele veren, Assyriska, bu yerinde kararın meyvelerini birkaç sene sonra toplamaya başlıyordu. Kulübün basın sözcüsü Fehmi Taşçı, o dönemlerde yapmış olduğu bir açıklamada, zor bir karar olmasına rağmen, doğru olanı yaptıklarını söylerken, Södertälje'nin en büyük kulübü olduklarının altını çiziyor ve savunmada, sert futbol oynayan birkaç İsveç'liye ihtiyacları olduklarından, böyle bir çözüm yolu ürettiklerinden bahsediyordu. Birçok futbolseverin Ajax ve İsveç milli takım formasıyla yakından tanıdığı, Mardin doğumlu, Kennedy Bakırcıoğlu da, futbola bu dönemlerde, Assyriska'da başlıyor. Kennedy'nin babası Bünyamin Bakırcıoglu'nun da, Assyriska'nın ilk yıllarında takımın vazgeçilmez oyuncularından biri olduğunu, yeri gelmişken belirtmekte fayda var.

Zelge Fans

Assyriska'nın tribünleri daha iyi organize olmak adına 1993 yılında "Neshre" adı altında tribün gruplarını kuruyorlar fakat 3 ay sonra bu ismi değiştirerek, gruplarına bugünkü ismi olan " Zelge Fans" adını takıyorlar. Zelge kelimesi, Süryanicede güneş ışınları anlamına gelmekte.

Kupa Finali...

Seneler 2003'ü gösterdiğinde Assyriska, kadrosunda barındırdığı futbolcular itibariyle, daha kozmopolit bir takım görüntüsüne kavuşuyor ve İsveçli defans oyuncularının yanı sıra takıma, Gambiya ve Brezilya'dan yeni futbolcular katılıyordu. Assyriska tarihinin, en büyük başarısının da, bu döneme tekabül etmesi kesinlikle bir tesadüf değildi. Assyriska, Superettan'da mücadele ettiği 2003-2004 sezonunda, İsveç'in devlerinden biri olan Elfsborg'la kupa finali oynama hakkını kazanıyordu. Elfsborg'a, finalde 3-0'la boyun eğen Assyriska için, kaçan kupaya rağmen, birçok şey yeni başlıyordu. Oynanan kupa finaliyle dikkatleri üzerine çekmenin yanı sıra, Brezilya ve Gambiya'dan yaptıkları transferlerle daha başarılı olacaklarını farketmişlerdi. Kısa sürede, dünya üzerinde tüm Süryaniler, Assyriska'nın maçlarını bir şekilde takip etmeye çalısıyor, fırsat buldukça maçları izlemek için İsveç'in yolunu tutuyordu. Assyriska'nın oynadığı 2. lig maçlarının bile, 80'nin üzerinde ülkeden canlı olarak yayınlanıyor olması, Süryanilerin takımlarına ne kadar bağlı olduklarının en büyük kanıtı. Hatta Kanada'da yaşayan bir Süryani olan Nick Dinkha, Kanada'da bu yayınların olmadığı dönemlerde, Assyriska'nın maçlarını, isveçce yayın yapan bir internet radyosundan takip ettiğini ve hiçbirşey anlamamasına rağmen, oyuncuların isimlerini duymanın bile, onun için yeterli olduğunu, söylüyordu.

Play Off Finali...

2005 yılında ligi 3. sırada tamamlayan Assyriska, bu kez de üst lige yükselmek için Orebro ile play off mücadelesi veriyordu. Çift ayak üzerinden oynanan maçların, ilkinden 2-1 mağlup ayrılan Assyriska, ikinci maçta da, rakibinle berabere kalınca, bir üst lige çıkma hakkını yitiriyordu. Fakat O yıl, Orebro'nun yaşadığı finansal problemlerden dolayı ligden çekilmesiyle, Play Off finali oynayan Assyriska'nın kısa sürecek olan Allsvenskan macerası başlıyordu.

Allsvenskan Macerası...

Hammarby Deplasmanında oynanacakları ilk Allsvenkan maçı için, tribün grupları Zelge Fans günler öncesinden hazırlıklarını tamamlamış ve maç saatini beklemeye başlamıştı. 90 dakikanın başlamasıyla, dev bir bayrak açan Assyriska taraftarları, meşalele yakıp, marşlar söylerek 1. ligde olmanın tadını çıkarıyorlardı. İlk maç istedikleri gibi sonuçlanmamıştı fakat 1 hafta sonra oynayacakları maç Assyriska tarihine düşülen üçüncü önemli not olacaktı. Assyriska, İsveç futbolunun devi Goteborg'u 3-0 gibi net bir skorla mağlup ediyor ve ligin ikinci haftası olmasına rağmen liderlik koltuğuna oturarak, dünya üzerindeki tüm Süryanileri heyecanlandırmayı başarıyordu. Goteborg'lu futbolcuların şaşkın bakışları arasında galibiyeti kutluyan Assyrsika için artık Allsvenskan'da kalıcı olmaktan başka çare yoktu. Fakat, sezon sonuna kadar işler istedikleri gibi gitmeyecek, bir sezonluk, birinci lig macerasının ardından yeniden Superetten'a düşeceklerdi."

Assyriska Yeniden Geliyor...

Geçtiğimiz yıl, üst lige yükselme şansını son haftalara kadar sürdüren Assyrika, ligi play off potasının 1 basamak altında bitirmişti. Bu yıl ise, hedefleri işlerini şansa bırakmayarak ligi ilk 2'de tamamlamak. Şuan ki görüntüleriyle de bunu başaracak güçleri, olduğunu kanıtladılar. An itibariyle, lider Mjallby'nin 4 puan gerisinde, 19 puanla seyreden 3 takıman biri konumundalar.

Assyriska'nın yaklaşık 15 yıldır başkanlığını yapan işadamı Zeki Bisso, birkaç sezon önce, kardeşi Melek Bisso'yu takımın sportif menejerliğine getirdi. Assyriska'yı başarıdan başarıya koşturmak isteyen Bisso kardeşler, geçtiğimiz yıl Brommopajkorna'yı, Allsvenskan'a çıkaran İsveçli teknik adam Robert Johansson'u, takımın başına getirdiler. Kalesini de sağlama almak isteyen Assyriska, Helsingborg'un yedek kalecisi Oscar Berglund ile 1 yıllığına kiralık olarak anlaşma sağladı. Kiralık olarak oynatılan bir diğer oyuncu ise Djurgarden'lı Stefan Batan. Stefan Batan isveç vatandaşı olan bir süryani futbolcu. Futbola da Assyriska'da başlamış. Hammarby ve Djurgarden formalarıyla yaşadığı Allsvenskan macerasının ardından, yeniden Assyriska'nın yolunu tutmuş. Stefan Batan, şuan Assyriska'nın en önemli ve en değerli oyuncusu. Öyle ki 623.000 avroluk bonservis bedeline sahip olması, lig standartlarının üzerinde bir oyuncu olduğunun en büyük kanıtı. Bu isimlerin yanı sıra Brezilya'dan da iki transfer yapan Assyriska, Daniel Lopes ve Tiago Pereira'yı renklerine bağlamış fakat Tiago istikrarlı bir performans sergilemeye çalışırken, Daniel çoktan evine dönüş yapmış. Sezon başında yapılan transferlerden en isabetli olanı ise Rennes'in alt yapısından alınan Mohammed Mbye olduğunu düşünüyorum. 1989 doğumlu Mbye, şimdilerde direkt olarak ilk 11'de forma şansı bulamasa da, gelecek vaad eden bir oyuncu olduğu bir gerçek.

Assyriska, alt yapısında yetiştirdiği genç oyuncuların, büyük çoğunlunu, maç deneyimi kazanmaları açısından, 3. lig ekiplerinden Gröndals'a kiralıyor. Bu sezon, kiralanan bu genç oyunculardan biri de Türk asıllı Johann Bakırcıoğlu. Kennedy Bakırcıoğlu'la aynı soyadı taşıyor olmaları bir tesadüf değil fakat ne kadar araştırsam da akrabalık boyutlarını henüz öğrenebilmiş değilim.

Assyriska'nın kadrosunda bu sezon birçok süryani oyuncu bulunuyor. Bunların büyük çoğunluğu Irak asıllı futbolcular. İsveçlilerin yanı sıra takımdaki diğer yabancılar ise Gambiya ve Brezilya'dan. Takımda uyruk açıısından yalnız kalan tek isim ise Kosovalı golcü Xhevdet Llumnica. Xhevdet, bu sezon attığı 5 golle, şuan için takımın en golcü ismi olarak göze çarpıyor.

Södertälje Derbisi Syrianska'nın...

Assyriska, geçtiğimiz haftasonu aynı kasabanın bir diğer takımı Syrianska ile zorlu bir derbi maçı oynadı. Syrianska'nın da bir süryani takımı olması, iki takım arasında oynanan bu maçın, önemini arttırmıştı. Syrianska, 3.ligden bu sezon yükselmesine rağmen, şuan ki görünümüyle üst sıralara oynayan bir ekip konumunda. Öyle ki, bu hafta rakipleri Assyriska'yı deplasmanda tek golle geçerek, zirvede daha da iddialı bir konuma geldiler. Geçtiğimiz yıl, Assyriska'da görevine son verilerek, Syrianska'nın başına geçen teknik adam Edmond Lutaj'da eski takımına karşı ilk maçında önemli bir galibiyet almış oldu.

Aslında, geçmişe bakarsanız, bu iki takım arasında oynanan maçlar sürekli ilgi çekmiştir. Syrianska da, kurucuları ve başkanı Türk olan bir Södertalije takımı. Bu nedenden dolayı , bu iki takım arasında isveç liginde görmeye alışkın olmadığımız derecede, büyük bir rekabet sözkonusu. Derbi tarihinde, en farklı galibiyeti ise 1988 yılında, 4-0'lık skorla Assyriska almış.

İsveç Alt liglerine baktığınızda, Assyriska ve Syrianska dışında, birçok Süryani takımı görmeniz mümkün. Adlarının herhangi bir yerinde "Syria" kelimesi bulunan tüm takımlar, İsveç'te Süryanilere ait. Syria ingilizce de Süryani anlamını taşımakta. Tabi bu takımların içinde en büyük desteğe sahip olan ve en tanınmış olanı, bu haftaki yazıma konuk ettiğim Assyriska..

"A National Team Without A Nation"

Elbette Assyriska'nın bu ilginç tarihi, dünya üzerinde sadece benim dikkatimi çekmemiş. Nuri Kino ve Erik Sandberg, 2002 yılında, Assyriska kulüp tarihini konu alan bir belgesel yapmışlar. " A national team without a nation " adındaki belgesel fim, 2006 yılında, Beverly Hills Film festivalinde, Altın Palmiye ödülünü de almaya hak kazanmış. Belgeselin genelinde, Assyriska futbol kulübü tarihi, Süryanilerin topraklarına duyduğu hasret ve tarihe düşülen bu zorunlu göçün nedenleriyle harmanlanmış. Yine dünya üzerindeki tüm futbolseverlerin merakla takip ettiği programlardan biri olan Futbol Mundial da, bir bölümünde, 30 dakika Assyriska'ya yer vermiş.

Bu yıl Superettan'ın en güçlü şampiyonluk adayı Mjallby olarak gösteriliyor. Şuan, sezonun başı olmasına rağmen en yakın rakiplerinin 4 puan önünde liderliklerini sürdüyorlar. Superrettan'da, Assyriska gibi hedefi bir üst lig olan, birçok güçlü takım var. Şüphe yok ki, onlar da işlerinin hiç kolay olmadığının farkında. Umarım önümüzde ki sezon, Allsvenskan biletini alarak, Mezapotamya bayrağını bir üst ligde dalgalandırabilirler. Dışarıdan son derece sıkıcı görünen Allsvenskan'a , ateşli taraflarıyla renk katacaklarından hiç ama hiç şüphem yok. Başarılar Assyriska !

Hiç tanıyamadığımız birileri...

Assyriska'nın hikayesi, birçoğumuzun yaşından dolayı hiç tanıyamadığı, içimizden birilerinin hikayesi. Kulüp logolarındaki, aramice harflerden anlaşıldığı gibi, onlar kendi topraklarını, ait oldukları yerleri hiç unutamamışlar. Mezapotamya'nın bir parçası Assyriska, kilometrelerce uzakta da olsa... Yalnızca futbol arşivleri değil, insanlık tarihi de yazacaktır, Assyriska'nın bu hikayesini...

Son olarak, geçtiğimiz haftalarda yayınlanan " Super Lige Son 90 Dakika " başlıklı yazıma gelen olumlu-olumsuz tüm mailler için, herbirinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Tekrar görüşmek üzere, kendinize çok iyi bakın. Hayat 90 dakika, sakın unutmayın !


Kaynak
Sporx.com
04.06.2009
Yazı & Araştırma - Mehmet Akar





Assyriska- A National Team Without a Nation (2005), a five-part sports documentary film chronicling the Swedish Premier League Soccer Team Assyriska. The series was co-produced and co-directed by Nuri Kino and Erik Sandberg and executive produced by Laika Film & Television AB for Sveriges Television. In April 2006, Part 3 of this documentary won the Golden Palm Award at the Beverly Hills Film Festival. BHFF was an obvious choice, since the five-part documentary film had previously been screened on Swedish Television, thus disqualifying it from many other festivals.

(Summary- They have no country to represent, nonetheless the Assyriska soccer team serves as a symbol of Assyrian identity. The fans tend to be a mixed bag from Assyrian suburban youth of Sweden which has a large and strong immigrant populations, to monks from Southeast Turkey and Assyrian kids in Iran. This documentary series interweaves elements of love, conflict and growth in a story about a team attempting to become number one in the Swedish Top Division.)













ASSYRISKA FORENINGEN

Birçok İsveç 2. lig takımının 82 ülkede 4 milyondan fazla taraftarı yoktur ama Assyriska Foreningen buna sahip bir kulüp. 1974'te İsveç'te Süryani göçmenler tarafından Stockholm yakınlarındaki Sodertalje'de kuruldu. Başlangıçta Scania kamyon fabrikasında çalışanlar arasında yapılan maçlarla başlayan yolculuk 2003'te İsveç Kupası'nda final oynayan profesyonel bir kulübe dönüştü. Kanada ve Avustralya'dan birçok insan onların maçlarını bir şekilde takip etmeye çalışıyor. Toronto'da yaşayan Nick Dinkha maçları İsveç internet radyosundan dinlediğini söylüyor. "Hiçbir şey anlayamıyorsunuz ama oyuncuların isimlerini duyabiliyosunuz. Şu an bununla idare etmek zorundayız."

1990 yılında büyük tartışmaların ardından Süryani olmayan futbolcuların da takımda oynamasına izin çıktı. Kulüp sözcüsü Fehmi Taşçı "Zor bir karardı ama doğru olan buydu. Şimdi bu bölgede en büyük futbol kulübüyüz. 3'ü bayan takımı olmak üzere 30 genç takımımız ve 500'den fazla oyuncumuz var. Savunmada Sert birkaç İsveçli'nin olması bizim için iyi. Mesela yıllardır hiç Süryani bir kalecimiz olmadı" diyor.

Geçen sezonu liglerinde 4. sırada bitirmişler. Kadrolarında Brezilyalı, Gambialı futbolcular da var. Taraftar gruplarının adı ise Zelge fans. Süryanice güneş ışınları anlamına geliyor. Dünya'nın çeşitli yerlerinde yaşayan Süryanilerin en büyük amaçlarından birinin son yıllarda İsveç'e giderek Assyriska'nın bir maçını izleyebilmek olduğu söyleniyor.

Yönetmenliğini Süryani Nuri Kino ile İsveç'li Erik Sandberg'in yaptığı "Ulusu Olmayan Ulusal Bir Futbol Takımı- ASSYRİSKA -A National Team Without A Nation " isimli belgesel film de 2006 yılında Beverly Hills Film festivalinde Altın Palmiye ödülü almış.

pennearabiata.blogspot.com/2009/02/assyriska-foreningen.html








ASSYRISKA IN THE INTERNATIONAL BEVERLY HILLS FILM FESTIVAL
3/29/2006 17:37:36
For Immediate Release


THE 6TH ANNUAL INTERNATIONAL
BEVERLY HILLS FILM FESTIVAL
PRESENTS THE NORTH AMERICAN PREMIERE OF
ASSYRISKA- A NATIONAL TEAM WITHOUT A NATION
FROM DIRECTORS
NURI KINO & ERIK SANDBERG


Los Angeles (March 28, 2006) - The 6th Annual International Beverly Hills Film Festival (BHFF) (beverlyhillsfilmfestival.com) presents the 2006 line-up of 40 competition films, screening from April 5 - 9, at the Clarity Theater, 100 North Crescent Drive, Beverly Hills, California 90210. The North American Premiere of the documentary film ASSYRISKA- A NATIONAL TEAM WITHOUT A NATION from directors NURI KINO and ERIK SANDBERG will take place on April 6th at 8:00 p.m. and April 8th at 3:45 p.m. The festival also features Guild sponsored panel discussions and networking events, culminating in the Awards Night Gala held at the Beverly Hills Hotel, 9641 Sunset Blvd., Beverly Hills 90210, on April 9th, 2006.

Assyriska- A National Team Without A Nation is the story of an unassuming small town soccer team, claiming the heritage of the ancient Assyrian Empire and speaking Aramaic, the language of Christ. This immigrant soccer club from the remote city of Södertälje, Sweden, has become a force to reckon with as it fights its own personal and political battles to reach international stardom when against all odds as the first ever immigrant team in Europe, it rises to the National Premiere League. Not only Sweden roots for Assyriska, but the team gains the attention of its nation living in diaspora from Syria, US, Europe, Russia and burning Iraq, to monks at a monastery in Southeast Turkey.

A colorful mosaic, with players from all over the world, Assyriska’s team motto is to win! But the Assyrian players on the team also see themselves as Assyrian warriors much like today’s Assyrian militia on the battlefields in Iraq. “They have the ball, we have the guns. We are soldiers in the same battle,” says a militia in Baghdad while watching Assyriska on television.

From its humble beginnings, Assyriska faced a myriad of hardships, prejudices and political problems. Having recognized that Assyriska was the voice of Assyrians and thus a direct threat to Iraq, the Assyrian homeland, Saddam Hussein infiltrated the team up until his fall.

For one year shooting in seven countries, a total of four film teams, three from Sweden and one from Iraq captured stories of the team, the supporters from Södertälje returning to their homeland in Southeast Turkey in an attempt to reclaim their now occupied territories, the kidnapping of an Assyrian politician in Iraq, and the story of Sait Yildiz who fights everyday to fulfill the promises he made to his uncle who was shot in Turkey, to never give up the fight for his people, and many more stories.

In episode three competing as a finalist for the Golden Palm Award at the Beverly Hills Film Festival, a parallel drama unfolds between Yildiz’s returns to Turkey to attend a conference to seek recognition of the Assyrian genocide perpetrated by the Ottoman Empire during WWI and the dramatic game between Assyriska and Halmstad occurring on the 90th anniversary of the Genocide. More than a game, the fight on the soccer field is also for the supporters of Assyriska worldwide and whether the team likes it or not, it is also a fight against ethnic cleansing in Iraq and a fight against xenophobia in the West.

This five-part documentary film originally aired on Sweden’s Public Service Network and received the following reviews:




“Best sports documentary ever.”
~Dagens Nyheter sport (Daily News, Sports Edition)

“At long last I have had the chance to understand Assyriska’s stardom…
Fantastic documentary…”
~SR, Swedish Radio International

“Nuri Kino has done it again. I was as hooked as I am to his radio reports.”
~Hujådå, Assyrian Magazine

“With films like this you don’t need primetime.”
~Dagens Nyheter, Daily News Cultural TV-Columnist

“Swedish documentary at its best.”
~bethnahrin.org

“International quality…”
~merit.blogg.se

“Assyriska and Assyrians are like a hidden pearl that have now come out of their shells.”
Svenska Dagbladet, Swedish Daily Paper



The festival kicks off with the World Premiere of Verso La Luna Con Fellini (Towards the Moon with Fellini) on April 5th, at the Writers Guild Theater.

Festival director Nino Simone says, “This is a rare competition festival due to the fact that we are located in the affluent and opulent city of Beverly Hills, yet, we cater to truly raw, hard-hitting and original independent films, providing them an opportunity to screen in the backyard of the entertainment industry.”

The Jury
Jury members include Mark Amin, Lions Gate Films, chairman; Laura Lucio, Emmy Award-winning journalist; John Daly, producer (The Last Emperor, Platoon) and director (BHFF Golden Palm winner of 2005, The Aryan Couple); Arlene Donnelly Nelson, director (HBO’s Naked States) and cinematographer (A Mighty Wind), Lawrence Kubik, film producer; and Steven Paul, Crystal Sky, CEO and president.

Seminars
Seminars with industry panelists include- What the Guilds Can Do for You with Kay Schaber, director of the WGA Independent Film Program and Paul Bales, director of SAGindie; Independent Film Financing & Distribution, presented by MindFusion Law Corporation; and How to Create Artful Movies on Budget- The Effects of New Technology on Cinematography presented by the American Society of Cinematographers, featuring Laszlo Kovacs, ASC, Nancy Schreiber, ASC, Allen Daviau, ASC and Vilmos Zsigmond, ASC.

Awards
The BHFF Jury, judges for the following categories- Golden Palm Award (best film in all categories); Best Feature; Best Documentary; Best Short Film; Best Director of Photography; Best Editor; and the Golden Palm Screenplay Competition Award. Audience Choice Awards include Best Feature; Best Documentary; Best Short Film; Best Director; Best Male Performance; Best Female Performance; Best Producer; Best Screenplay; and Best Animation.

About BHFF
The annual International Beverly Hills Film Festival was founded in 2001 by award-winning independent filmmaker Nino Simone. The event is dedicated to showcasing and promoting non-studio films to the entertainment industry. Designed to bridge the world of premiere independent cinema with the renowned community of Beverly Hills, the festival is an entertainment event with world-class screenings, networking events and seminars. Sponsors include LA Confidential magazine, Lancel, Stella Artois, Roberto Cavalli Vodka, Frida Kahlo Tequila, Faberge, The Mosaic Hotel, The Crescent Hotel, SAGindie and the American Society of Cinematographers.

Tickets are available online at www.beverlyhillsfilmfestival.com or by calling the BHFF office at 310.779.1206. Prices range from $10.00 per screening to $250.00 for the Awards Gala. Festival passes are also available, ranging from a 1-Day Pass ($45.00) to a VIP Festival Pass ($500.00). All WGAw, SAG, ASC and ACE members receive a 15% discount on all screening and seminar tickets and passes.


Assyriska Film Media Contact:
Tanya Benjamin Management
TanyaBenjamin@sbcglobal.net

Festival Media Contact:
Heather Burgett, 310.452.9133
hburgett@verizon.net


assyriatimes.com







Nuri Kino in the City of Angeles

Before Nuri Kino's arrival to Los Angeles, or the City of Angeles as it is called, there was much preparation and work to be done. Everything was hectic and deadlines were fast approaching. Poster, postcards, press releases, copies of the film, press kits, promotional materials to write and distribute, personal appearances to schedule, interviews to book, people to see, places to go, manager's demands, festival's demands, publicist's deadlinesSomehow it was all coming together. But waithis first interview had to be cancelled. A snowstorm delayed Nuri's arrival for 24 hours. Nothing to worry about. A minor setback, I reassured myself. Then we lost the cameraman that would be taping his first interview. No worries I said to myself again It will all worked out for the best. I hired another film crew. This time I decided I would do a documentary film on Nuri Kino from his arrival to his departure. Nuri, who rarely gives interviews, thought that the idea was crazy. He didn't think that there was anything to do a documentary about. But I could see that he also didn't want to let me down and graciously allowed me to invade his life with my film crew.

No sooner had Nuri arrived in Los Angeles, when he was whisked off to the Assyrian American Association of Southern California in North Hollywood, to the Kha 'b Neesan (Hab Neesan) April First celebration of the Assyrian New Year where he was the guest of honor. The next morning Nuri was the guest of honor at the Kha 'b Neesan breakfast at the Assyrian Catholic Church of the East in Tarzana.

Everyone wanted to meet Nuri, the man who had achieved so much in so little time as a freelance journalist in Northern Europe garnering amazing accolades for his relentless and untiring investigative work. The community was now brimming with excitement knowing that Nuri and his friend Erik Sandbergs's latest documentary film was a finalist at an international film festival.

When the documentary, Assyriska- A National Team Without A Nation was announced to be a finalist at the Beverly Hills Film Festival (BHFF) competing for the Golden Palm Award, the tickets were at once sold out for the screening of the film. Nino Simone, the president of BHFF quickly added a second screening due to popular demand. It wasn't long before nearly all seats were sold out for the second screening as well. Where all other films in the festival received one screening, Assyriska- A National Team Without A Nation was the only film to receive two sold out screenings.

Wednesday, April 5, 2006, was the Opening Night Red Carpet Event at the Writers Guild on Doheny Drive in Beverly Hills. Cameras were flashing as the parade of celebrities took place and we walked down the aisle stopping for photo ops and answering questions from the media that piled behind the red rope being kept at bay. Big names. Big films. Assyriska had its work cut out. Forty films would compete in this year's festival.

The festival opened with Fellini's film, Verso La Luna Con Fellini (Towards The Moon With Fellini) at the Writers Guild Theatre. A flip through the pages of the festival program revealed another big documentary film, Why Shakespeare? It starred Tom Hanks, William Shatner, Martin Sheen, Michael York, Bill Pullman, Christina Applegate, and the list went on and on. For a moment I wondered if Assyriska stood a chance. Assyriska was not a typical Hollywood film. No stars. No fast cars. No special effects. I wondered if the panel of jaded Hollywood judges would see the soul of this film and what it represented and stood for?

Thursday, April 6, 2006 was the first screening of Assyriska- A National Team Without A Nation at the Clarity Theatre in Beverly Hills. My film crew followed Nuri and the audience. The theatre was packed. Standing room only. After my brief introduction of Nuri, he addressed the audience, and then came the film. It didn't matter that some of us sat on the floor in the aisles or stood against the wall in the back. The house lights dimmed to black. The screen lit up and with the first few frames of the film, the audience was riveted. As I sat on the floor in the middle of the aisle, I looked about the theatre. I knew we had a winner.

In one word the emotion I experienced and saw in the audience was pure pride, above all else, for the Assyrian audiences, and for the Americans, a journey into a culture that was as Nuri always described, "A hidden pearl." In the first few moments of the film, a young Assyriska soccer player stretches out his arms. On his right forearm an Assyrian word is tattooed. That single moment sent chills down my spine.

I interviewed an American woman who had just come out of the screening of Assyriska. She admitted, "I'm a school principal. An educator. I knew virtually nothing about Assyrians. I will make it my business to ensure that at least the students in my school study the Assyrian history."

The second screening on Saturday, April 8, 2006 was equally charged. The Swedish Consulate attended the screening as well as Americans, Assyrians, industry festival attendees and the Western media.

That evening much like every evening since Nuri's arrival, the discussion around the kitchen table was about Assyriska's chance for a win. Is the film going to win? Are we going to win? Can it win? It's impossible. No! Yes! Maybe! I think we Ran a gamut of emotions every night to the point of exhaustion.

Finally, Awards Night on Sunday, April 9, 2006. A formal black tie event. The ride in the car to the Beverly Hills Hotel was intense as we drove down Coldwater Canyon's winding road into Beverly Hills. Nerves were kicking in. Like a mantra I kept chanting to myself quietly, "It's gonna win. We're gonna win!"

As we sat at table number two with Nuri's cousin, a couple of friends and other American filmmakers, we made polite conversation, glancing up every so often at the award statues sitting on a table on stage a few feet away from us. We must have all been thinking the same but kept our thoughts to ourselves until the awards ceremony was underway. I sat between Nuri and his young cousin Jak. Category after category, winners were called up on stage to accept their awards. With every category, Jak would whisper, "Is this ours?" I would hesitantly nod, yes. But Assyriska wasn't called. Nuri was quiet. Then there was one award left. Last chance. I knew we would win. We had to. Assyriska was a film about truth. Surely the judges had to have seen that.

Nino Simone was called to the stage to present the final award of the night, the Golden Palm. It would be awarded to one film that was selected as a winner in "every category." Tom Hanks and Fellini were still contenders. I pushed them out of my mind. The envelope was ripped open and the card pulled out. A moment of hesitation"And the Golden Palm goes toAssyriska!" The room exploded! Nuri darted out of his chair and flew to the stage.

My film crew raced towards him. I felt like a bottle of champagne that just blew its cork under pressure from being shaken. I couldn't stop crying. The moment was surreal. An American man, a filmmaker who had been sitting next to Nuri all night cried so hard, he had to excuse himself, leaving the table.

At this precise moment of monumental joy, a very emotional Nuri uttered not words of personal acceptance but his thoughts drifted to a father whose son was beheaded in Iraq. A father who had given up all hope. This award was for him and all the other oppressed Assyrians. A room packed with cynical Hollywood types gasped at Nuri's story as they witnessed a man on stage who was truly deserving of the Golden Palm for a film with "heart and soul."

Nuri Kino's arrival at Los Angeles was much like a tornado that whipped through our City of Angels. Fast, furious, full of life. He came with high expectation. Demanded attention and wasn't satisfied until he claimed the top prize at the Beverly Hills Film Festival. For ten days, my city and its American and Assyrian communities were buzzing with excitement. Then in a flash, he was gone. With Nuri's departure, life became hauntingly quiet and sedate as he left his indelible mark on a city that has seen so much. Still, though, the City of Angeles was not prepared for Nuri Kino. Now it awaits his return with breathless anticipation for the unveiling of the next chapter in the life of a man who knows no bounds.

As I saw Nuri off to the airport knowing his Golden Palm statue was securely packed in his luggage to return with him to Södertälje, Sweden, he smiled and said to me, "Now you have a documentary!"

Rosie Malek-Yonan
Los Angeles, California
13 April 2006
christiansofiraq.com