Yapım Tarihi - 2006
Süre - 00:78:00
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - İlkay Nişancı
Yapımcı - İlkay Nişancı
Senaryo - İlkay Nişancı
Görüntü Yönetmeni - İlkay Nişancı
Kurgu - İlkay Nişancı
Müzik - Birol Topaloğlu
Çay bitkisinin Doğu Karadeniz bölgesindeki Laz kültürüne olan etkisini anlatan
“Bir Yudum Bekleyiş”, çayın bahçeden bardağa kadar olan yolculuğunu bir anlatım
aracı olarak kullanıyor. Film, araştırması çerçevesinde Artvin’in Arhavi
bölgesindeki yaşamın ve geçim şartlarının çaya bağlı olarak nasıl şekillendiğini
izleyiciye aktarırken Türkiye’nin birçok yöresini etkilediği gibi Doğu Karadeniz
bölgesinde de önemli bir sorun olan göç olgusuna farklı tarafların gözünden
bakmayı amaçlıyor.
Metin kullanmaksızın öyküsünü sadece röportajlar ve görüntülerle aktaran “Bir
Yudum Bekleyiş”, Lazlar ve Laz kültürü üzerine yapılmış etnografik bir çalışma
olma özelliğini de taşıyor.
Bir Yudum Bekleyiş, genel olarak, çayın Laz kültürüne etkisini anlatan bir
belgesel filmdir. Artvin'in Arhavi ilçesini mekan alan filmde çayın, bahçeden
bardağa kadar olan yolculuğu, bir anlatım aracı olarak kullanılmıştır. Film bu
yolculuğun çerçevesinde; Laz kültürünü, çaydan önce yörenin geçim şartlarını,
çayın gelişiyle beraber çayın getirdiklerini ve nihayetinde götürdüklerini
anlatmaya çalışmaktadır.
Çay yöreye bir tarım ürünü olarak henüz gelmediği dönemlerde, Lazlar içinde
bulundukları zorlu doğa koşullarında yaşamlarını zar zor yürütebilmektedirler.Bu
nedenle erkekler ağırlıklı olarak gurbette çalışmaktadırlar. Çay 1950'lerde
yöreye geldiğinde, gurbette çalışmakta olan erkekler memleketlerine
dönerler.Tarlalardaki mısırlar, fasulyeler, fındıklar sökülür ve çaylar dikilir.
Çay önceden eşi benzeri görülmemiş bir zenginlik getirir. Kazanılan paralarla,
Büyükşehirlerden ve gittikçe modernleşen ilçe merkezlerinden evler
alınır.Eğitime önem veren Laz'lar çocuklarını okutmak için Büyükşehirlere
giderler.Kısacası köyler büyük bir hızla boşalır.
Doğu Karadeniz'de gerek doğa koşulları, gerekse Sağlık ve eğitim kurumlarının
yetersizliği yaşanan göçün şüphesiz temelini oluşturmaktadır. Ancak Bir Yudum
Bekleyiş, çayla gelen zenginlikle daha rahat yaşamak isteyen yöre
halkının,cennet gibi bir yeri, zamanında İmeceyle yapılmış ve her noktasında
alın teri olan güzelim evlerini ve bütün bunların beraberinde Laz dilini ve
kültürünü deyim yerindeyse yok olmaya terk edişini ele almaktadır. Film, göçe;
yalnızca göç edenlerin değil, yörede kalanların ve bir arada yaşadıkları eski
güzel günleri büyük bir hasretle bekleyenlerin gözünden bakmaya çalışmıştır.
Laz'lar üzerine yapılmış etnografik bir çalışma değerini de barındıran film, bu
konuda bir ilk olma özelliğine sahiptir. Anlatım dili olarak belgeselde az
rastlanan bir şekilde hiç Metin kullanılmamıştır. Anlatılmak istenen her
şeyi,Laz'ların birbirinden renkli röportajları ve tabi asıl olarak görüntülerin
kendisi anlatmaktadır.
Filmin çekimleri 2005 yılının Ağustos ayında, beş kişilik bir çekim ekibiyle 15
günlük bir sürede, Artvin'in Arhavi ilçesinin çeşitli köylerinde yapılmıştır.
3-4 aylık kurgu süresinin sonunda, yaşanan göçü vurgulayabilmek için, kışın boş
olan köye yeniden gidilmiş ve dört gün daha çekim yapılmıştır. Henüz herkesin
köyde yaşadığı dönemlere, yapılan İmecelere ait 8 mm görüntüler bulunmuştur. Son
olarak filmin kurgusu Nisan 2006'da tamamlanmıştır.
43. Antalya Altın Portakal Film Festivali, Belgesel Dalı, Yarışma Filmi. 2006
Kaynak
Antalya Altın Portakal Film Festivali Resmi Web Sitesi
Çay demlendi, belgeseline buyrun
Yönetmenliğini ve kurgusunu İlkay Nişancı’nın gerçekleştirdiği ‘Bir Yudum
Bekleyiş’ belgeseli, geçtiğimiz Çarşamba İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde
yapılan gala ile basına ve sinemaseverlere gösterildi.
Hayata geçirilmesi; İstanbul Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümü Araştırma
Görevlisi İlkay Nişancı’nın ilk gençlik düşlerinden biri olan ‘Bir Yudum
Bekleyiş’, çayın, Laz kültürüne etkisini anlatıyor.
Yönetmenin memleketi de olan Artvin’in Arhavi ilçesini mekan alan belgesel
filmde çayın, bahçeden bardağa kadar olan yolculuğu, bir anlatım aracı olarak
kullanılmış. Yaşamımızın ayrılmaz yaşam destek ünitesi çayın oluşumu
çerçevesinde, Laz kültürünü, çaydan önce yörenin geçim şartlarını, çayın
gelişiyle beraber götürdükleri de usulca ve de ustaca perdeye yansıtılmış.
Topaloğlu MÜZİĞİ FARKI
Belgeselin müzikleri, Türkiye’deki etnik müziğin saygın temsilcilerinden Birol
Topaloğlu tarafından hazırlanmış. Birol Topaloğlu, tüm Doğu Karadeniz bölgesini
tarayarak yoğun derleme ve kaynak çalışmaları yapan, araştırmacı yanı öne çıkan
bir müzik adamı. Yollarının İlkay Nişancı ile ‘Bir Yudum Bekleyiş’ projesinde
kesişmesi büyük şans. Zira, yönetmenin vizörüne koyduğu görüntüler ancak
Topaloğlu’nun müzikleri ile kendine fon bulabilirmiş gibi…
Tarihte ilk olarak Kuzey Kafkasya’da yaşayan Lazlar, 562’de Rize bölgesine
yerleşmişler (Rize Tarihi - Ali Taşpınar S. 37.). Kendisi de bir Laz olan İlkay
Nişancı da kavminin tarihine, sineması ile, bilimin aydınlığında güçlü bir fener
ışığı tutmuş. Karadeniz bölgesine yayılmış Lazların yaşam kültürleri hakkında
kayda değer ipuçları belgesele ustaca yerleştirilmiş.
LAZLAR ÜZERİNE YAPILAN İLK ETNOGRAFİK FİLM
Karadeniz’den iç ve dış göçün gerekçeleri, bölgede yapılan tarıma dair bilinen
ancak dile getirilemeyenler, bölgenin ebem kuşağına taş çıkartan renkleri
filmden aklımızda kalanlar. Belgesel ekibinden aldığım bilgiye göre; ‘Bir Yudum
Bekleyiş’, Lazlar üzerine yapılan ilk etnografik film.
Nişancı’nın dinamik sinema dili, arşiv görüntüleri desteği, Birol Topaloğlu’nun
bence eşi olmayan yerel müziği ise kenarları yaldızlı yan koltuğunda oturuyor bu
filmin. Kenarları dikenli ve kanserli bir diğer koltukta ise 26 Nisan 1986’da,
Ukrayna’da Kiev yakınlarındaki Çernobil kasabasında bulunan nükleer santralin
dördüncü reaktörünün infilak etmesi sonucunda, radyasyon yüklü bulutların
ziyaret ettiği Karadenizliler bulunuyor. Kah Karadeniz illerinin sokaklarındaki,
kah toprak altındaki Karadenizliler …
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ GİRİŞİMCİ SİNEMACILARA DESTEK
Film gösterimi bitip de salonun ışıkları yandığında, artık Türk gençlerinin de
kendi öz kültür değerleri ile beslenerek ve onları bizzat üretim/yaratı harcı
kılarak ortaya evrensel boyutta işler çıkartabildiklerini düşünüyordum. İlkay
Nişancı ve ‘Bir Yudum Bekleyiş’ belgeselinin ekibi, pekala politize olmadan,
gövdesini etnisiteye (ırksal kökene) dayandıran güzel bir iş çıkarabilmiş.
Galadan sonra görüşlerine başvurduğum Prof. Dr. Suat Sezgin (İst. Ün. İletişim
Fak. Dekanı), üniversitesinde radyo televizyon ve sinema eğitimi alan
öğrencilerin uluslararası başarı sahibi olabileceğini düşündüğünü, girişimci
bütün gençlerin destekçisi olduğunu söyledi. Sezgin’in vurgu yaptığı
uluslararasılık, Cannes ayarında festival yarışmalarında kazanılan başarı ile
gelen uluslararasılık olmalı herhalde diye düşünüyorum.
KURGUNUN, SİNEMA DİLİNE ÇOK ÖNEMLİ BİR KATKISI Var
Yönetmen İlkay Nişancı’nın düşünceleri ise, “Ben aslında kurgu üzerine çalışan
biriyim. Akademik olarak da teorikte de bu alanda çalışıyorum. Ben filmlerimi
kurguya dayandırıyorum. Elbette bir yandan kadraja da dikkat eder ve güzel
resimler kurmaya çalışırım. Ancak bence kurgunun sinema diline çok önemli bir
katkısı var. İlk sırada gelen öğelerden biri. İstanbul Üniversitesi’nde;
teorinin yanında sürekli uygulama yapabileceğim bir kurgu seti de var. Nitekim
bu belgeselin kurgusu da 3 ayrı aşamadan geçti. Farklı zamanlarda, farklı
mevsimlerde ayrı gidildi Artvin - Arhavi’ye. 1996’da senaryonun ilk filizlerini
oluştururken, göç eden yakınlarını bekleyen yaşlıların bekleyişlerini, çayın
demlenmesi üzerinden verebilir miyiz sorusunun cevabını aradık ekipçe”
şeklindeydi.
İKİNCİ GÖSTERİM 7 HAZİRAN’DA
Belgeselin yaratıcı ekibinin geri kalanı ise; yardımcı yönetmen- Duygu Ertekin,
yapım ekibi- Ahmet S. Yıldırım, Engin Ünal, Ferat Çelik, Ses- Türkay Nişancı,
Öykü- Nejdet Öztürk.
Nişancı’nın son belgesel filminin ikinci gösterimi, 7 Haziran günü saat 17.30’da
İstanbul Üniversitesi, İletişim Fakültesi konferans salonunda gerçekleşecek.
Belgesel film ve demli çay tiryakilerine duyurulur.